Negev Ben-Gurion Üniversitesi, Clalit Sağlık Hizmetleri ve İsrail Sağlık Bakanlığı’nın ortaklaşa yürüttüğü bir araştırmaya göre, İsrail’de Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanısı son yıllarda önemli ölçüde arttı. Özellikle 2-3 yaş arası küçük çocuklarda bu artış 4 katı bulurken, daha ileri yaşlardaki çocuklarda ise tanı oranı iki katına çıktı.
Araştırmanın Detayları
- Çalışma, 2017-2021 yılları arasındaki verileri analiz etti.
- 1-17 yaş arasındaki çocuklarda OSB tanısı alanların sayısı 2017’de yaklaşık 15 bin iken, 2021’de 32 bine yükseldi.
- 2-3 yaş grubundaki çocuklarda otizm tanısı %0,27’den %1,19’a çıkarak 4,4 kat artış gösterdi.
- 4-6 yaş arasında da oran %0,8’den %1,83’e, 8 yaşta ise %0,82’den %1,56’ya yükseldi.
Neden Bu Kadar Artış Var?
Uzmanlar bu artışın birkaç sebebi olduğunu söylüyor:
- Tanı kriterlerinin genişlemesi, yani artık daha hafif belirtiler gösteren çocukların da teşhis kapsamına alınması,
- Ebeveynlerin ve eğitimcilerin otizme dair farkındalıklarının artması,
- Erken yaşta tanı konulmasına yönelik çabaların artması.
Uzmanlardan Mesajlar
Prof. Ilan Dinstein (BGU) bu artışın eğitim ve sağlık sistemleri için ciddi bir yük getirdiğini, erken teşhis ve müdahalenin çocukların gelişimi açısından çok önemli olduğunu vurguluyor. Erken tanı alan çocukların, sosyal ve iletişim becerilerinde çok daha iyi ilerleme şansı olduğu belirtiliyor.
Clalit Sağlık Hizmetleri’nden Dr. Dorit Shmueli, artan tanı talepleri nedeniyle çocuk gelişimi hizmetlerinin yoğun talep altında olduğunu ve bunun karşılanması için kapsamlı ulusal planlara ihtiyaç olduğunu söylüyor.
Prof. Gal Meiri (Soroka Tıp Merkezi), otizmin bir ömür boyu süren bir durum olduğunu ve erken ve yoğun müdahalenin hayat kalitesini yükselttiğini belirtiyor.
ALUT derneği yöneticisi Ronit Shussel ise, ülkede otizmle ilgili mevcut hizmetlerin yetersiz olduğunu, ihtiyaçların hızla artması nedeniyle önümüzdeki yıllarda bu açığın daha da büyüyebileceğini ifade ediyor.
Sonuç ve Öneriler
Araştırma, İsrail’de otizm tanısındaki hızlı artışın sağlık ve eğitim sistemlerinde ciddi bir planlama ihtiyacını ortaya koyuyor. Hem küçük yaşlarda erken tanı koymak hem de tanı alan çocuklara uygun destek hizmetleri sunmak için hükümetin harekete geçmesi gerektiği vurgulanıyor.

