Site icon Psikolojik Bakış – OtizmTV

Anneler ve otizm: Gizli Suçluluk Söylemi

Otizm, sadece bir nörolojik durum değil, aynı zamanda annelere dayatılan karmaşık bir sosyal yükün de sembolü haline gelmiştir. Medya, otizmin maliyetini kanser veya kalp hastalığının maliyetiyle karşılaştırırken, bu “maliyetin” büyük bir kısmının annelerin omuzlarına yüklendiği gerçeğini genellikle göz ardı eder. Bu makalede, otizmin tarih boyunca annelere nasıl bir suçluluk söylemi dayattığını ve bu durumun bugün bile nasıl devam ettiğini ele alacağız.


Tarihsel Kökenler: “Çocuk Kurtarma” Hareketi

Otizmin modern tanımlaması yapılmadan çok önce bile, annelerin davranışları sorgulanıyordu. 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan “çocuk kurtarma” hareketi, orta sınıfın ahlaki bir paniği olarak başladı. Yoksul ve “sorunlu” çocukların davranışları, annelerinin yetersizliğine bağlandı. Bu dönemde, sosyologlar ve psikologlar, doğru anne davranışının “çalışkan ve ahlaklı yetişkinler” yetiştireceğini savunuyordu.


Suçluluğun Evrimi: Soğukluktan “Kahramanlığa”

1960’lardan itibaren, ebeveynlerin kurduğu destek grupları sayesinde “buzdolabı anne” teorisi çürütülmeye başlandı. Ancak annelerin suçluluğu ortadan kalkmadı; sadece daha ince ve gizli bir forma büründü. Davranışsal terapinin (ABA) yükselişiyle birlikte, annelere yeni bir rol biçildi: “kahraman anne.”

Ancak bu kahramanlık söylemi, gizli bir suçluluk duygusunu beraberinde getirdi: “Çocuğunuz otistik bir yetişkin olarak kalırsa, onu kurtarmak için yeterince çaba göstermediğiniz için bu sizin hatanızdır.”

Tehlikeli Pazarlama ve Sonuçlar

Bu suçluluk, otizm endüstrisi için verimli bir zemin hazırladı. Şüpheli tedaviler (çamaşır suyu lavmanları veya kök hücre enjeksiyonları gibi), doğrudan annelerin korkularına ve çaresizliklerine hitap ederek pazarlandı. Anneler, bu savunulamaz uygulamaları savunmak için kullanıldı, itibarsızlaşmış bilim insanları için kalkan görevi gördü.


Otizmli anneler, haksız yere suçluluk duygusuyla boğuşmak zorunda kalmamalı. Artık bu kısır döngüyü kırmalı ve daha iyi bir yol bulmalıyız. Bu, otistik bireylere ve ailelerine, “tedavi” değil, kapsayıcılık, hizmet ve destek sunmaktır. Bu ancak, otistik bireylerin kendilerini dinleyerek ve onların deneyimlerini merkeze alarak mümkün olacaktır.

Exit mobile version