Site icon Psikolojik Bakış – OtizmTV

Otizme Yönelik Tutumlar: Fransa’da Tıbbi Modelin Hegemonyası

Farklılıklar ve engellilik, toplumumuzun ayrılmaz bir parçasıdır. Rosemarie Garland Thomson’ın dediği gibi, “Kendimizi yeniden yapmak için kullanılabilir modellerin veya hikayelerin farkında değilsek, yoktan olumlu bir engellilik kimliği oluşturamayız.” Bu bağlamda, otizmi bir engel veya sadece bir farklılık olarak düşünmek, bizi engelliliğe yönelik toplumsal tutumları incelemeye yöneltir.

Uluslararası alanda, Birleşmiş Milletler gibi kuruluşların benimsediği sosyal model, engelliliğin bireyin bir özelliği değil, toplumun yarattığı bir dizi engelden kaynaklandığını savunur. Buna karşılık, tıbbi model ise engelliliği bireysel bir sorun olarak görür ve “tedavi” veya “bakım” gerektirdiğini iddia eder.

Fransa, her ne kadar uluslararası sözleşmelerle sosyal modeli kabul etmiş görünse de, pratikte, özellikle otizm söz konusu olduğunda, tıbbi modelin ve onun uzantısı olan hayırseverlik modelinin hâkimiyeti altındadır.


Tıbbi Model ve Günlük Hayattaki Yansımaları

Fransa’da otizmden bahsedildiğinde, akla gelen ilk kelime **”bakım”**dır. Bu, tüm otistik bireylerin tedaviye ihtiyacı olduğu varsayımına dayanır. Bu yaklaşım, otistik davranışları “iyileştirmeyi” veya değiştirmeyi amaçlar. Bu düşünce, gündelik hayatın her alanına sızar:


Dilin Yetersizliği ve Kültürel Direnç

Fransız kültürü ve dili, sosyal modelin anlaşılmasını ve benimsenmesini zorlaştıran önemli engeller içerir.


Sonuç: Değişim Sadece Başlangıçta

Fransa’da otizm alanında değişimin yavaş da olsa başladığı inkar edilemez. Ancak bu değişim, çoğunlukla “tedavi hakkı” veya “onurlu muamele görme hakkı” gibi, yine tıbbi modelin belirlediği sınırlar içinde kalmaktadır.

Gerçek özgürlük, otistik bireylerin oldukları gibi yaşama ve gelişme hakkıdır. Bir toplumun, “çocuğu otizmden kurtarma” saplantısından vazgeçip, kendi içindeki engelleri kaldırmaya başlaması gerekir. Aksi takdirde, otistik bireyler, dışarıdan dayatılan “normalleşme” standartlarına uymaya zorlanan, ancak asla tam anlamıyla kabul görmeyen birer yabancı olarak kalacaklardır.

Fransa’nın, “insan hakları” değerlerini gerçekten uygulaması ve tıbbi modelin hegemonyasından kurtularak, sosyal modeli ve nöroçeşitliliği tüm toplum katmanlarına yayması gerekiyor. Bu, sadece otistik bireyler için değil, hepimiz için daha kapsayıcı ve adil bir dünya yaratmanın ilk adımıdır.

Exit mobile version