Site icon Psikolojik Bakış – OtizmTV

Otizmde Kaygı: Öfke Gibi Görünen Sessiz Bir Çığlık

Otistik çocuklarda görülen öfke, huysuzluk ya da “küstahlık” gibi davranışlar çoğu kez yanlış anlaşılır. Aslında bunların büyük bir bölümü kaygının dışavurumudur. Çocuğun bağırması, sürekli soru sorması ya da ayağını yere vurması, ebeveynlere karşı bir meydan okuma değil; anlaşılmayan, duyusal olarak aşırı yüklenmiş ve kontrol hissini yitirmiş bir beynin yardım çağrısıdır

Kaygının Davranıştaki Yansımaları

Çocuğun İçsel Deneyimi

Ebeveynler İçin Stratejiler


Sentez (Anlamın Derinleştirilmesi)

Bu anlatı bize şunu öğretiyor: Otistik bir çocuk “zor” olduğunda aslında kaygıyla boğuşuyordur. Çoğu zaman bu kaygı duyusal hassasiyetlerden, belirsizlikten, tutarsız beklentilerden ya da kontrol kaybı hissinden doğar.

Kaygıyı tanımak, çocukla çatışmayı önler. Ebeveynin görevi, “çocuğu terbiye etmek” değil, onun duygularını düzenlemeyi öğrenmesine rehberlik etmektir. Bu noktada, duyguları modellemek —örneğin “Şu an endişeliyim, o yüzden nefes alıp sakinleşmeye çalışıyorum”— çocuğa en güçlü eğitimi verir.

Kaygıyı gizlemek ya da bastırmak değil, fark etmek ve isimlendirmek, duygusal regülasyonun ilk adımıdır. Çocuk kaygıyı bir utanç unsuru olarak değil, yönetilebilir bir duygu olarak görmeye başladığında hem meltdown riskleri azalır hem de güven duygusu artar.

Kaygı Öfkeye Benzediğinde: Otizmli Çocukları Anlamak

Birçok ebeveyn, çocuğu ayağını yere vurduğunda, yüksek sesle şikâyet ettiğinde ya da peş peşe sorular sorduğunda bunun “kötü davranış” olduğunu düşünür. Oysa çoğu zaman bu, kaygının dilidir.

Otistik çocuk için “şimdi yap” cümlesi imkânsız bir görev olabilir. Beyin, anlık olarak komutu işleyemez. Çocuk öfkeli görünür ama aslında çaresizdir.

Kaygı, öfke kılığına girer çünkü sözcükler yetmez. Ayağa vurur, bağırır, sorularla boğar. Çocuğun beyni “bu fazla geliyor” der. Bu bir meydan okuma değil, yardım çağrısıdır.

Ebeveyn olarak yapabileceklerimiz:

Otistik çocuklarımızın ihtiyacı disiplin değil, anlaşılma. Kaygıyı kabul etmek, öfkeyi yumuşatır. Onlara şu mesajı vermek en büyük hediyedir:

“Kaygını duyuyorum, seni anlıyorum ve beraber yöneteceğiz.”


Exit mobile version