Site icon Psikolojik Bakış – OtizmTV

Biz Engeli Aşamadık Ama Muhabbet Çok Güzeldi

Biz Engeli Aşamadık Ama Muhabbet Çok Güzeldi

Yine Engelliler Haftası gelmiş.
Salonlar hazır, protokol hazır, kuru pasta hazır…
Bir tek erişilebilirlik yine gelememiş, herhalde rampada kaldı.
AKP diyor ki:
“Fırsat verilirse, sevgi ve imkan yaratılırsa engeller aşılır.”
İnsan ister istemez soruyor:
Ulan iktidar kim? CHP mi?
Fırsatı kim verecek? Harry Potter mı?
İmkanı kim yaratacak? Dış mihraklar mı?
Yoksa rampaları CIA mi söküyor?
Bir de programın adı ne?
“Anne Yüreği.”
Tabii…
Çünkü bu ülkede devletin yapamadığı her şey en son anneye kitleniyor.
Erişim yok: anne yüreği.
Bakım yok: anne sabrı.
Hak yok: anne duası.
Yakında kaldırım yerine da “anne sevgisi” dökecekler herhalde.
Engelli birey hâlâ birey sayılmıyor ama maşallah herkes bizim adımıza duygulanıyor.
Biz hak istiyoruz, bunlar fon müziği açıyor.
Biz rampa diyoruz, bunlar şiir okuyor.
Biz bağımsız yaşam diyoruz, bunlar “sevgi varsa engel yoktur” paylaşımı yapıyor.
Ulan sevgiyle çalışıyorsa söyleyin de belediye otobüsüne mazot yerine merhamet basalım.
CHP’ye de üzülüyorum bak.
AKP bunları “topal ördek” yaptı, bir de Silivri’ye attı.
Sanki cezaevi değil de rehabilitasyon merkezi.
İyi ki bunların döneminden önce topal olmuşum.
Yoksa önce yüzdürürlerdi, sonra “ördek”, ardından ayağımı kırıp “al sana topal ördek” derlerdi.
Şu memlekette işler artık mitolojiyle iç içe:
Zeus bile gelse “rampa yap” dese, belediyeden “ihale Hera’da kaldı” cevabı alırdı.
Prometheus’un ateşini çalmaya değil, erişilebilirlik raporunu indirmeye kalksa “dosya bulunamadı” hatası verirdi.
Sisyphos’u zaten bizde belediye işçisi yapmışlar; adam taşı yukarı çıkarıyor, sistem aşağı geri atıyor, “performans ölçümü” diye sunuluyor.
Hades bile yeraltına asansör isterdi ama “elektrik kesintisi var” deyip onu da merdivene mahkûm ederlerdi.
Eski çağ krallıklarında da işler pek farklı değilmiş:
Bir kral, hazinesini o kadar “güvende” tutmak istemiş ki anahtarı kör bir görevliye emanet etmiş.
Millet de bunu “büyük güven” diye anlatmış…
Ama saray kayıtlarının dipnotunda küçük bir detay var:
“Görmediği için değil, kimse görmesin diye uygun bulunmuştur.”
Yani güven mi, sistem mi, yoksa sadece iyi pazarlama mı… o kısmı tarih bile netleştirememiş.
Bu aralar bir körle dolaşmak da riskli.
Yarın bir gün çıkıp hükümete “napıyorsunuz?” diye sorsak,
hemen sırtımıza atlayıp:
“Kör topal götürüyoruz işte memleketi…” diyebilirler.
Zaten bu ülkede engelli olmak bazen yaşam mücadelesi değil, atasözleriyle mitolojinin çarpıştığı bir absürt tiyatro gibi.


Yolcu Mustafa ün

Exit mobile version