Site icon Psikolojik Bakış – OtizmTV

Takvim Yapraklarında Sakatlık

Takvim Yapraklarında Sakatlık

İlker Ortaç

Ülkemizde bazı mühim meseleler yalnızca kendilerine atfedilmiş özel günlerde hatırlanıyor; sonra da üzerlerine neredeyse hiç söz söylenmiyor. Çoğu zaman, toplumsal bir refleks gösterilmesi gerektiğinde bile ya gündemde hak ettikleri yere gelemiyorlar ya da hiç gündem edilmiyorlar.

Bugün sakatlık, otizm ve nöroçeşitlilik meselesi de çoğu zaman belirli günlere sıkıştırılmış iyi niyetli mesajlarla, farkındalık kampanyalarıyla, yardım çağrılarıyla ve merhamet diliyle ele alınıyor. O da ancak takvimde bu günlerin altında isimleri geçtiği için. Sakatların yaşadığı sorunlar ise toplumsal ve sınıfsal bağlamından koparılarak kişisel hikâyelere, ailelerin fedakârlığına ya da bireysel talihsizliklere indirgeniyor. Oysa bu yaklaşım, sorunun kaynağını görünmez kılıyor; gündemdeki yerini geçici ve emanet bir başlığa dönüştürüyor.

Bu yıl da 2 Nisan Otizm Farkındalık Günü’nden 10-16 Mayıs Engellilik Haftası’na uzanan dönemde, sakatlık meselesi büyük ihtimalle yine yalnızca farkındalık, yardım ya da merhamet başlığıyla konuşulacak. Sakatların, otistlerin ve nöroçeşitli bireylerin yaşadığı sorunlar; bu düzenin ürettiği ortak, sınıfsal ve politik sorunlar olarak değil, tek tek kişisel hikâyeler olarak gündeme gelecek.

Bir sosyalist olarak, sınıf mücadelesi içindeki Marksist öğretilerden yola çıkarak, meseleyi iktidarın ona yüklediği politik anlam kaymasından kurtarıp kendi açımızdan ele almak istiyorum. Bunun için iki temel kavrama başvuracağım: kendinde sınıf ve kendisi için sınıf.

Elbette burada ülkedeki dezavantajlı grupları doğrudan bir sınıf olarak tanımlamıyorum. Ancak bu kavramların sunduğu bakış; sakatların, otistlerin, nöroçeşitli bireylerin, yaşlıların, kadınların ve bakım emeğini taşıyanların yaşadığı ortak dışlanmayı anlamak açısından önemlidir. Çünkü mesele, tek tek mağduriyetleri sıralamak değil; bu mağduriyetlerin hangi düzen tarafından üretildiğini ve ancak ortak bir mücadeleyle aşılabileceğini göstermektir.

Kendinde sınıf, aynı sömürü, yoksulluk, dışlanma ya da baskı koşullarını yaşayan; fakat henüz bu ortaklığın bilincine varmamış toplumsal kesimi anlatır. Yani insanlar aynı düzen tarafından ezilir ama bunu çoğu zaman kişisel kaderleri ya da tek tek yaşadıkları sorunlar olarak görür.

Kendisi için sınıf ise bu ortak koşulların farkına varan, yaşadığı sorunun bireysel değil toplumsal ve sınıfsal olduğunu kavrayan, bu nedenle örgütlenen ve mücadele eden sınıftır. Yani dağınık bir kalabalığın kendi gücünü fark ederek politik bir özneye dönüşmesidir.

Sakatlık meselesi de tam olarak buradan okunabilir. Sakatlar aynı erişimsizliği, aynı yoksulluğu, aynı sağlamcı şiddeti, aynı bakım krizini yaşar; fakat bu sorunlar çoğu zaman tek tek kişisel kader, maddiyat meselesi, tıbbi eksiklik ya da bireysel talihsizlik gibi anlatılır. Oysa bunlar, sağlamcı ve kapitalist düzenin sakatları hayattan dışlama biçimleridir.

Sakatlar bu ortaklığı fark ettiğinde, yani “benim sorunum yalnızca benim bedenim değil; beni dışlayan, eve hapseden ve örgütlenmemin önüne ket vuran bu düzendir” dediğinde, kendinde konumdan kendisi için sınıfa doğru bir adım atılır. Artık sakatlık merhamet ya da yardım başlığı olmaktan çıkar; erişilebilir kent, erişilebilir eğitim, iş, aş, bağımsız yaşam ve sosyalist bir toplum mücadelesinin parçası haline gelir.

Kaldı ki sakatlık mücadelesini emek, kent, kadın, gençlik ve yoksulluk mücadelesinden ayrı düşünemeyiz. Erişilemeyen kent yalnızca sakatların değil; yaşlıların, çocukların, bebek arabası süren kadınların, işçilerin ve yoksulların da sorunudur. İşsizlik, sosyal yardım bağımlılığı, güvencesizlik ve eğitim hakkından mahrumiyet ise doğrudan sınıfsal meselelerdir. Bu nedenle sakatlık mücadelesi ayrı bir yardım başlığı değil, sınıf mücadelesinin asli parçalarından biri olarak görülmelidir.

Sakatları birlik haline getirmek, onlara yalnızca “bir araya gelin” demekle mümkün değildir. Önce ortak sorunun adını koymak, sonra ortak talepleri kurmak, ardından da bu talepler etrafında örgütlü ve sürekli bir mücadele hattı yaratmak gerekir. Sakatlar ancak böylece kendilerine biçilen merhamet nesnesi rolünü reddedip, kendi hayatlarının ve daha eşit bir toplumun kurucu öznesi haline gelebilirler.

Belki de takvimde adımızın yazıldığı bu günler, tüm bunları hayata geçirmenin tam sırasıdır.

Kaynak : https://tip.org.tr/raporlar-belgeler/engelliler-haftasi-ozel-sayisi-engelli-haklari-komisyonu-bulteni

Exit mobile version