Sorting by

×

Ada Hoffmann en sevdiğim yazarlardan biri ve yeni ortaya çıkan nöroqueer spekülatif kurgu türünün en büyük yeteneklerinden biri. Ada, 2021 yılının Nisan ayında, Substack’ta yayınladığı otistik spekülatif kurgu yazarlarıyla olağanüstü bir dizi röportaj gerçekleştirdi. Röportaj yapmayı seçtiği yazarlardan biri olmaktan onur duydum. Bu Ada’nın benimle yaptığı röportajın tamamı onun izniyle yeniden basılmıştır.

Tabii ki, bu çalışmalar hakkındaki detayları daha ayrıntılı bir şekilde anlatayım:

1. “Güzel Bir Şey” (Spoon Knife 5: Liminal):
Bu hikaye, nörodivergent karakter Bianca’nın perspektifinden anlatılır. Bianca, Gerçeklik Devriyesi adlı organizasyonda çalışan bir telepat ve psikoterapisttir. Hikaye, alternatif gerçeklikler arasında sınırları denetleyen Gerçeklik Devriyesi’nin bir üyesi olarak görev yapan Bianca’nın yaşadığı travmalar ve bu travmalarla başa çıkma çabalarını ele alır. Aynı zamanda hafızasındaki boşluklar ve geçmişindeki karanlık sırlarla yüzleşmesini konu alır. Bianca, kendisi gibi travma sonrası stres bozukluğu yaşayan bir hastayla karşılaşır ve bu karşılaşma, hem Bianca’nın hem de hastanın iyileşme süreçlerini etkiler.

2. Weird Luck Web Çizgi Romanı:
Bu web çizgi romanı, bir Gerçeklik Devriyesi ajanının, çeşitli boyutlararası gerçeklikler arasında görev yapmasını konu alır. Şehir adı verilen bir bölgede, gerçekliğin çarpıtıldığı ve kalıcı bir felaket bölgesi olarak kabul edilen bir yerde geçer. Ajan, bu kaotik ve tehlikeli bölgede gerçekleşen olayları çözerek düzeni sağlamaya çalışır. Hikaye, nöroqueer ve nörodivergent temaları içerir ve Garip Şans Efsanesi’nin bir parçası olarak, diğer parçalarla bağlantılıdır.

Her iki eser de nörodiversite, travma, gerçeklik algısı ve kişisel gelişim gibi temalara odaklanarak, alternatif bakış açıları sunmaya çalışır. Spoon Knife 5 ve Weird Luck web çizgi romanı, bu tür temaları merak eden okuyucular için çeşitli ve derinlemesine bir deneyim sunmayı hedefler.

Samuel R. Delany ve Dhalgren: Samuel R. Delany’ın eserleri, özellikle “Dhalgren,” yazarın gençliğinde önemli bir etki bırakmıştır. Babel-17’yi 12 yaşında, Dhalgren’i ise 14 yaşında okumuş ve bu kitapların hayatını değiştirdiğini ifade etmiştir. Dhalgren, özellikle yazılarını etkileyerek, gerçeklik deneyimini benzer bir karakterin bakış açısıyla aktaran bir eser olarak öne çıkmıştır.

Hunter S. Thompson ve Yazı Stili: Hunter S. Thompson, özellikle yazı stiliyle dikkat çeken bir diğer yazar olmuştur. Thompson’ın pervasız, uyuşturucu bağımlısı ve kanun kaçağı kişiliği, genç taşçıyken yazar üzerinde çekici bir etki bırakmıştır. Ancak, Thompson’ın yazılarının ne kadar iyi hazırlandığını fark ettiğinde, bu yazardan önemli dersler aldığını belirtmiştir. Ayrıca, Thompson’ın tanı konmamış bir otistik olduğuna ve davranışlarının çoğunun sosyal ortamlarda hayatta kalmak için bir başa çıkma stratejisi olduğuna inandığını vurgulamıştır.

Bu iki yazarın etkisiyle, yazar kendine özgü bir yolculuğa çıkarak, kendi yazı tarzını geliştirmiştir. Bu deneyimler, nörodiversitenin ve farklı bakış açılarının yazıya nasıl yansıyabileceğini anlamasına yardımcı olmuştur.

Yazarın özel ilgi alanları, yazılarına açık bir şekilde yansımaktadır. Psikoloji profesörlüğüne olan ilgisi, özellikle psikanaliz teorisiyle ilgili sahnelerde kendini gösterir. Karakterler arasında geçen psikoterapi seansları ve hastaların bilinçdışı zihinlerindeki sırların ortaya çıkması, bu ilgi alanının yazılara nasıl entegre edildiğini gösterir. Ayrıca, Spoon Knife 3 antolojisinin bir öyküsünde, kötü bir karakterin megalomanyak bir alternatif gerçeklik versiyonunun Sigmund Freud ile bağlantılı olduğu görülmektedir.

Eski gazete çizgi romanlarına olan ilgi, yazılarda daha ince ve belirsiz göndermeler şeklinde ortaya çıkmaktadır. Örneğin, Weird Luck web çizgi romanının kahramanı Ajan Sojac’ın ismi, 20. yüzyılın ortalarında popüler olan absürt çizgi roman Smokey Stover’dan esinlenmiştir. Ajan Sojac’ın ismi, bu eski çizgi romanın saçma ve komik “noter sojac” ifadesinden türetilmiştir. Yazar, bu tür ilgi alanlarını kurgusal dünyasına entegre ederek, okuyucularına farklı ve özgün deneyimler sunmayı amaçlamaktadır.

Otizm hakkında daha fazla spekülatif kurgu okuyucunun bilmesini istediğiniz önemli bir konu, otistik karakterlerin açıkça etiketlenmediği durumlarda, okuyucuların kendi önyargılarını ve normatif kültürel varsayımlarını sorgulamalarıdır. Otistik bireylerin sıklıkla belirli bir şekilde tanınmadan etkileşime girdiğini ve bu gerçeğin kurgusal karakterlerde de geçerli olduğunu vurguluyorsunuz. Otistik olmayan kişilerin, otistik karakterleri tanımlayan belirli özellikleri açıkça görmek yerine, geniş bir perspektiften otistik deneyimini anlamaya çalışmalarını önemsiyorsunuz.

Ayrıca, okuyucuların varsayılan “normal” varoluş yolunun beyaz, cisgender, heteroseksüel ve nörotipik olduğunu düşündükleri bir dizi üstü kapalı ırkçı, heteronormatif ve nöronormatif kültürel varsayımın olduğunu belirtiyorsunuz. Bu varsayımların, yazarın belirli bir karakterin özelliklerini açıkça belirtmemesi durumunda, okuyucunun otomatik olarak beyaz, cisgender, heteroseksüel ve nörotipik olduğunu varsaymasına neden olduğunu ifade ediyorsunuz. Bu noktada, yazarların karakterlerin çeşitli özelliklere sahip olabileceğini ve bu özellikleri etiketlememelerine rağmen, okuyucuların bu çeşitliliği fark edebilme yeteneğine sahip olmalarını vurguluyorsunuz.

Son olarak, belirsizliğe tahammül edemeyen okuyucuların sıkıcı olabileceğini ve bu tür okuyucuların yazarın hedef kitlesi olmadığını belirtiyorsunuz. Bu, yazarın eserlerinin çeşitliliğe ve belirsizliğe açık bir şekilde yaklaştığını ve bu durumu değerlendirebilecek okuyucuların hedeflendiğini ifade ediyor.

Bu açıklamalar, otizm ve çeşitlilik konularında farkındalık yaratmayı ve okuyucuları normatif kültürel varsayımları sorgulamaya teşvik etmeyi amaçlayan bir perspektifi yansıtmaktadır.


Diğer otizmli bireylere yazma tavsiyem şu olacaktır:

  1. Kendi Deneyimlerinizden İlham Alın: Eğer kendi deneyimlerinizden ilham alan güçlü bir hikayeniz varsa, bu hikayeyi yazın. Otizm spektrumunda her bireyin deneyimi farklıdır, bu nedenle sizin özgün bakış açınızı ifade etmek, okuyuculara değerli bir perspektif sunabilir.
  2. Otistik Karakterler Oluşturun: Hikayelerinizde otistik karakterlere yer verin. Bu karakterlerin güçlü yönlerini ve zayıflıklarını göstererek, onları gerçekçi ve çok boyutlu hale getirin. Otistik karakterlerin sadece otizmleriyle tanımlanmadıklarını vurgulayın.
  3. Eğitici Olmayan Hikayeler Yazın: Eğer otizmi anlatmak istiyorsanız, bunu eğitici olmayan bir şekilde yapın. Hikayenizin özü, okuyucuların otizmin karmaşıklığını ve çeşitliliğini keşfetmelerine olanak tanımalıdır. Ancak, hikayenizden bir ders çıkarılmasını sağlamak için doğrudan eğitici bir yaklaşımdan kaçının.
  4. Bağımsızlık ve Empowerment Temalarına Odaklanın: Otistik karakterlerin kendi güçlerini keşfetme ve bağımsızlık kazanma süreçlerini vurgulayarak, okuyuculara olumlu ve güçlendirici bir mesaj iletebilirsiniz.
  5. Normları Sorgulayın: Otistik bireylerin toplumun normlarına meydan okuyan, kendilerine özgü yollarını bulan hikayeler yazın. Bu, okuyuculara farklı bakış açılarını ve çeşitliliği takdir etmeyi öğretebilir.
  6. Kendinizi Kısıtlamayın: Otizmin tek bir tanımı veya temsili olmadığını unutmayın. Kendinizi çeşitli otistik deneyimlerini ifade etmekte özgür hissedin.
  7. Topluluğunuzu Bulun: Otistik bireylerin yazma topluluklarında bir araya gelmeleri ve deneyimlerini paylaşmaları, yazarlık becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir. Birbirinizden ilham alın ve destekleyin.

Unutmayın ki her hikaye değerlidir ve otistik bireyler olarak, kendi benzersiz bakış açılarınızla dünyaya bir şeyler katma gücünüzü kullanabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir