Sorting by

×

 Annenin Hormonal Etkileri ve Doğru Ebeveynlik

 Dr. Erdoğan Çalak

Adrenal hiperplazi (bir doku ya da organın büyüklüğünün hücrelerinin sayısındaki artış sebebiyle artmasıdır), yani böbreküstü bezlerinde problem olan kadınlarda normalde anne eğer erkek çocuğuna hamile kaldıysa erkek çocuğu belli bir yaştan sonra androjen (erkeklik hormonu) üretir. Yani erkeklik hormonuyla da kendi içindeki organlarının psikolojik yapılarının belirlenmesinde erkeklik organının etkisi olmuş olur. Anne, kız çocuğuna hamileyse kız çocuğunun erkeklik hormonu üretecek organları olmadığı için kız çocuğu gelişimi olur. Burada diyelim ki annenin böbrek üstü bezinde tümör var, çocuk kız olmasına rağmen annenin vücudunda fazladan erkeklik hormonu olur. Dolayısıyla sanki erkek çocuğuna hamileymiş gibi bir hormonsal düzey oluşur. Böyle bir durumda kız çocuk nasıl etkilenir? Kız çocuğu olarak doğmasına rağmen androjen yani erkeklik hormonu etkisini fazla yaşamış kız çocuklarında, daha çok erkek çocuğuna benzeyen özellikler görülür.

Hem kadında hem erkekte bir sürü eğilimler vardır. Erkek çocuktaki kadınsı eğilimleri ailesi örneğin, “ne yapıyorsun sen, erkek çocuk makyaj yapmaz” gibi tepkilerle erkek çocuğun makyaj yapmasını önleyebilir. Annenin babanın çocuklarındaki istemedikleri davranışları bırakmalarını, istedikleri davranışları da geliştirmelerini sağlayacak ortam kurmaları gerekir ki çocuklar sağlıklı bicimde şekillensinler. Aksı halde kız ve erkek çocuğunda beklenmedik benlik karmaşası ortaya çıkar ve başlarına gelecek olumsuzların benliklerinde nasıl bir etkileşime neden olacağının tanımını yapmakta zorlanırlar.

Tacize Uğrayan Erkek Çoğunun Eşcinsel olma ihtimali…

Erkek çocuk küçük yaşta tacize uğrarsa ileride eşcinsel olur mu sorusuna, hayır olmaz cevabı verilebilir. İnsanların zaten eşcinsel dürtüleri vardır. Bu eşcinsel dürtüleri belli bir yaşa kadar ciddi ölçüde onları zorlar. Eşcinsel dürtü ile eşcinsel kimlik birbirinden farklı şeylerdir. Bu çocuğu biraz daha yakından tanırsan, rüyalarını, fantezilerini dinlersen eşcinsel kimliği olduğunu anlarsın.

Anne ve Babanın Erkek ya da Kız Çocuk İstemesinin Nedenleri

Kadınlar eğer kız çocuk istiyorsa kendini sevme konusunda bir sorunu vardır. Genel olarak, kendini sevebilmek için bir kıza ihtiyacı var, diye düşünülür. Belki doğrudur. Hakikaten bir anlamda anne, çocuğuna annelik yaparken kendine de annelik yapar. Annelik deneyimi kadını büyüten bir şeydir. Kadının kendini sevmeye, kendini büyütmeye ihtiyacı fazlaysa ‘kız çocuğum olsun’ arzusu daha fazladır, derler. Anne erkek çocuk isterse daha farklı olanı sevmek ihtiyacındadır. Bizim gibi toplumlarda tamamen statü ihtiyacı da olabilir.

Erkek Kız Çocuk İstiyorsa…

Kız çocukları biraz daha fazla şefkat uyandırıyorlar. Erkeğin içinde şefkat duygusu fazlaysa kız çocuk isteyebilir. Kız çocuğunun kendine düşkün olacağını umup kız isteyen adamlar da vardır. Erkek, erkek çocuk isterse baba ile oğul arasında dayanışma -oğluyla balığa çıkmak ve beraber yapacakları şeylerle ilgili fantezileri varsa- istemesindendir. Yine bizim kültürde eskiden ne kadar çok erkek olursa, aile dış dünyaya karşı o kadar kendini güçlü hissettiğinden [dövüşecek asker gözüyle baktıklarından} babalar erkek çocuklarının olmasını isterlerdi.

Baskıcı erkek egemen toplumlarda eşcinsellik çok yaygındır. Örneğin Japonlarda bunun yaygın olması şaşırtıcı bir şey değildir. Kadınların küçümsendiği, değersizleştirildiği bir toplumda kaçınılmaz olarak eşcinsellik yaygın olur. Eskiden insanlar kendi problemlerini bu kadar ortaya koymazlardı. O zaman ‘insanlar ne der, ayıp’ gibi kavramlar vardı. Şimdi öyle bir kavram kalmadı. Sağlıklı bir toplumun oluşumunda anne ve babanın etkin rolü belirleyici olduğundan çocukların yetişme surecindeki davranışları da çok önemlidir.

Çocuğu Büyütürken Ebeveynlerin Tutumundaki Önemli Noktalar

Çocuğun yanlış yaptığı şeyleri söylemelisiniz. Örneğin, babası tuvaletteyken o da girmeye çalışıyorsa, girmemesini söylersiniz. Çıplak dolaşıyorsa bunun doğru olmadığını söylersiniz. Bütün bunları söylerken de çocuğa denetlemesi gereken, geliştirmesi gereken eğilimleri öğretirsiniz. İnsanın büyümesi de böyle bir şeydir; problemli eğilimler ya denetlenir ya geride bırakılır. İnsanoğlu bir uygarlık oluşturduğunda aslında bunu zor olanı yapmayı becererek oluşturmuştur. Ama zor olanı yapmaya insanı mecbur etmek yerine ‘içinden gelen her şeyi yaşayabilirsin’ denilirse, insanlık kültürü çökmeye başlar. Hollanda, Kuzey Ülkelerinde bu ölçüyü kaçırmışlar; bir eşcinseli küçümsemek, onu bir insan olarak kabul etmekle çocuğundaki eşcinsel eğilimleri desteklemek aynı şeyler değildir, yanlıştır. Çocuk problemli, onu ileride mutsuz edecek, hayatını zorlaştıracak eğilimlerini öğrene öğrene büyütülmelidir.

Kuzey ülkelerinde ebeveynlik çocuğu karşısına alıp çocuğa her şeyi izah etmekle yapılır. Çocuk bir problem gösterdiği zaman çocuğu karşılarına alıp, bak şunu şöyle yapma şunu şöyle yaparsan böyle olur, şunu şöyle yap, gibi birtakım yaklaşımlar vardır. Bu yaklaşım doğru bir ebeveynlik değildir. Çocuğun içindeki çocuğu problemli olarak tarif edip ‘bak sen şöyle yaptığın zaman bu yaramazlık oluyor, başka insanlara zarar veriyor’ derken, çocuğun içindeki çocuğu geriye çekmesini istemiş olmakla birlikte çocuğun aklını ve değer sisteminin önde tutması beklenmiş olunuyor. O zaman çocuk ne olur? O zaman çocuğun aklı başka bir şey, içi başka bir şey söylemiş oluyor. Bu durumda Çocuk da sevebilmek için kendi içindeki çocuğu devamlı uyutmayı öğreniyor.

Kuzey ülkelerinde görülen depresif yapıdaki insanlar aslında kendi içlerindeki çocuğu uyutmuş olarak -bu arada kendi canlılıklarını da uyutarak- efendice bir tavrın öne çıkmasına neden olmaktadırlar. Bu durumda ruhsal dengelerini kolay muhafaza edemeyen ilişki kapasitesi düşük olduğu için ilişki kuramayan nazik, efendi, bağırıp çağırmayan ancak sık sık depresyona giren insan tipi ortaya çıkıyor. İnsan içindeki çocuğu, canlılığını uyuttuğu zaman akli düzeyde ilişki kurabilir. Bol bol konuşursun ama birbirinin yüreğine değen bir ilişki olmaz. Kuzey ülkelerinde çocuğa şiddet şekli; çocuğu karşısına alıp nutuk çekerektir.  Bununla çocuğa verilen mesaj şu; “bak sen çocuk olursan ben seni sevmem” dir.  Çocuk da bu durumda tepkilerini gösterir. Nasıl gösterir? Örneğin Anne-baba çocuğunun eşcinsel olmasını istemiyorsa çocuk eşcinsel olarak, ya da uyuşturucuya yatkınlığıyla içsel tepkisini dışa vurur. Öyleyse Önemli olan çocuğa nutuk çekerek değil, ilişki içinde çocuğu şekillendirmektir. Çocuğa “yapma oğlum-kızım” dersin. Yani çocuğa kendi ihtiyaçlarını denetlemeyi öğretirsin. Diyelim ki çocuk televizyonla oynamak istiyordur, sen çocuğun eline oyuncak verirsin, “Onunla oynanmaz, ama bununla oynayabilirsin” dersin. İhtiyacı bir objeden başka bir objeye kaydırırsın. Etrafına zarar vermeden ama içindeki çocuğu da uyutmadan kendini denetleyebilmesinin yollarını öğretirsin. Annelik-babalık budur, büyütmek bu demektir. İşte o zaman içindeki çocuğu büyütmüş olursun. Çocuk lafla büyümez, ilişkiyle büyür. Annenin babanın çocukla ilişki halinde olması gerekir. Anne-babanın çocuğun oluşturduğu problemleri kendi hayatlarını bozan bir şey olduğunu algılamaktan kurtulmuş olmaları da önemlidir. Eğer çocuğun yaptığı yaramazlıklar, oluşturduğu problemler anne babanın hayatını bozuyorsa; diyelim ki sen TV seyretmek istiyorsun ama o, başka bir şey yapılsın istiyor. Bu durum eğer ebeveynde fazla rahatsızlık oluşturuyorsa, o zaman alıp çocuğu karşılarına ona nutuklar çekip onu ıslah etmeye çalışabilirler. Ebeveyn kabul ediyorsa -ki bu çocuktur yaşayarak büyüyecektir- çocuk oynamak istiyorsa, çocuğa “ben haberleri seyrediyorum, sonra oynarız” denilebilir. Ama çocuk 4-5 yaşından ufaksa onu da yapamazsın. Çocuğun yaşına göre davranış beklenir. 3 yaşındaki çocuktan, büyük insan gibi olmasını beklersen, o çocuk için tek yol, içindeki çocuğu uyutmaktır. Sen bir şeyle ilgilenirken çocuğun, kendisiyle ilgilenmen için seni rahatsız edeceğini bilirsin. Bunu kabullenmek durumundasın yoksa çocuk sahibi olmak en büyük günahlardandır.!

Özcesi Çocuk büyütülürken çocukta oluşturulacak temel özellikler:

1- Kendini denetlemeyi öğretmek.

2- İhtiyaçlarını ertelemesini öğretmek.

3- İhtiyaçlarını de-plase etmeyi öğretmek (yani çocuk çikolata yemek istiyor ama dişleri çürükse; ‘çikolata yiyemezsin ama elma yiyebilirsin’ dediğin zaman de-plase etmiş olursun).

    Genel olarak nutuk çekilerek, ‘şunu yaparsan iyi çocuk olursun, şunu yaparsan kötü çocuk olursun, şunu şöyle yapman lazım’ gibi büyütülmüş çocuğun içindeki çocuk öyle kalır. İnsan büyümüş görünür ama içinde küçük bir çocuk vardır. Zorlu Bir durum olduğunda hemen içindeki çocuk kendini ortaya koyar, o durumun altından kalkamaz. Çok tipik olarak böylesi çocukların ebeveynleri de her zaman kendi çocuklarını kıskanır ve maalesef ne kendilerine nede çocuklarına doğru ebeveynlik yapamamış olurlar.

Gelecek Hafta→İnsanın Güçlü Bir Varlık Olması

Sevcan Atak

Gazeteci-Editör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.