Sorting by

×

Müşterekler her yerde ama göremiyoruz, çünkü onlardan bahsedecek sözcüklerimiz yok.

Dil, siyasi ve ekonomik hayatlarımızın sessiz komiseridir. Ne söyleyeceğimiz, hatta ne düşünebileceğimiz büyük ölçüde elimizdeki sözcüklere bağlıdır.
Psikolog ve felsefeci William James, “Dikkatimizi adlandırılmamış olan üzerinde toplamak zordur,” demişti.
Kamusal hayatımızda müşterekleri bu kadar az tartışmamızın, onları bu kadar az fark etmemizin bir nedeni de bu.
Çoğu gazetede ve birçok internet haber sitesinde iş dünyası bölümleri vardır, ama müsterekler bölümü bulunmaz; kamu radyosunda Piyasa programı olabilir ama Müşterekler diye bir program olmaz; günlük borsa raporları verilir ama müştereklerin durumu üzerine bildirim yapılmaz.

Piyasa ekonomisinin sözcük dağarcığı her yerde görülür. Değer, kar, servet, çıkar, mal gibi temel terimler, hatta pazar teriminin kendisi (ki ilk anlami olan pazaryeri de aslında bir müşterektir) piyasa çağrışımlarıyla yüklüdür.

Gelin, şirket sahipliğinden bahsetmek için elimizde bulunan sözcüklerle gökyüzünde, okyanusta ya da bir parkta herkesin nasıl pay olduğunu tartışmak için kullanabileceğimiz sözcükleri karşılaştıralım.

Müştereklerle ilgili pek bir sözcük dağarcığı yoktur, nasıl tarihlerinden de pek bahsedilmiyorsa: Çünkü hikâyeleri muzafferler anlatır.

Amerikan yerlilerine ya da mesela Avrupa köylülerine kalsa, farklı kodlanmış bir dille bambaşka bir dünya anlatırlardı bize.

Dille kavrayamadığımız şeyin farkına varmaz oluruz. Buna karşılık, yeni sözcükler önerildiğinde yeni bir sezgi kazanırız.

Jonathan Rowe

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir