Sorting by

×

Çeviren Editör: Sebahattin Sumeli

Büyüme ile gelişme diye nitelendirdiğimiz süreçler farklıdır. Büyümede ruhsal bir gelişme olur, duygular değişir; aslında içimizdeki çocuk giderek daha az korkan, daha fazla çalışabilen, daha fazla sorumluluk üstlenen, daha fazla sevebilen biri hale geliyordur. 

Büyüme her zaman bir ilişki içinde oluşur. Bu ilişkiye büyütme ilişkisi de denir. Büyütme ilişkisi ise daha büyümüş bir insanın daha büyümeye gideni kendi seviyesine çıkartma çabasıdır ve en fazla bizi büyüten kadar büyüyebiliriz. 

Büyütme ilişkisinin orijinal şekli ebeveyn ve çocuk arasında yaşanır. Bütün büyütme ilişkileri tabiatı gereği hiyerarşik ilişkilerdir. Büyütenin büyüyen üzerinde bir ağırlığı ve yaptırımı vardır. Her zaman büyüten daha fazla seven, büyüyen daha ihtiyaçlı olandır; ihtiyaçların karşılanmasında büyütülenin önceliği vardır, buradaki tüm sorunlarda büyüten kendi nefsini arka plana atarsa çözülebilir atmazsa sorunlar karmaşıklaşır. 

Gelişme ise becerilerimizle, zihnimizle ilgili sürece işaret eder. Genel olarak, gelişme, yeterliliğimizi arttırır, meselelerle veya hayatla baş etme yeteneğimizi artırır. Büyümenin kesintisiz sürebilmesi için gelişme ile edinilen yeterlilik de gereklidir. 

Elbette ki bizi büyütenlerden daha bilgili, daha iyi mesleklerin sahibi olabiliriz, ama bu edindiklerimiz, zihnimizin daha gelişmiş olması, bizi onlardan ruhsal olarak daha büyümüş yapmaz, daha bilgili yapar. Bir çoban bir bilim adamından ruhsal açıdan daha büyümüş olabilir. 

Ruhsal büyümenin en önemli parametresi sevme kapasitemizin düzeyi ve bunun hayat içindeki tezahürlerini gerçekleştirebilme becerimizdir. Sevme kapasitesi arttıkça, paylaşabilme, işbirliği yapabilme, yardımcı olabilme, sorumluluk üstlenme, karşındakinin iyiliğini isteyebilme özellikleri gelişir. 

Bunlarla beraber çalışma, yoğunlaşma, üretebilme kabiliyeti de artar. Bütün bunlara paralel olarak mütevazılaşma da gerçekleşir; sevme kapasitesi artarken narsisistik özellikler azalır. Bir insan birçok önemli şey oluşturduğunda kendisini önemsemesi de buna paralel olarak artıyorsa bu durumda ruhsal büyüme olmuyordur; kişi başarılı oluyordur, zenginleşiyordur, statüsü yükseliyordur, ama büyümüyordur. 

Gerçek bir büyümede insan yapabildiklerinin kendisine verilmiş olanlarla, koşullarla ilgili olduğunu, başarılı olmanın insanın insan olma gerçeğini değiştirmediğini farkeder. Bir insan için en olası durum bizi büyüten insanların ruhsal düzeylerine erişmektir; sevmeyi onlardan aldığımız sevgi ile biliriz ve sevildiğimiz dar sevebiliriz; sevme kapasitemiz onlarınki kadardır.

Genel olarak sağlıklı bir büyüme ortamı, hem bebeğe/çocuğa gelişmesini ve büyümesini sağlayan bir malzeme verir, hem de anne babanın çocuğa örnek olması ile verilen malzemenin nasıl kullanılması gerektiğini gösterir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir