Farkındayım, Farklılıklara Saygılıyım: Kimlikli Bebekler Yaklaşımı

Erken çocukluk döneminde farklılık kavramından bahsettiğimiz zaman yaşlara göre değişiklik gösterdiğini söyleyebiliriz. Çocuklar daha bebekken, hatta 3-4 aylıktanitibaren bu farklılıkları bir şekilde algılamaya başlıyorlar. Mesela 1 yaşında farklılıkları fark ediyor; 2 yaş ile birlikte renkleri öğrenip buna bağlı olarak ten renklerindeki farklılıkları algılıyor; 3 yaştan itibaren de cinsiyet ve farklı ırkları ayırt edebiliyorlar. 3-5 yaş arası ise çocukların kendi cinsiyetleri ile ilgili araştırma yapmaya başladıkları dönemdir. Bu dönemde “Ben hep kız mı kalacağım?”; “Ağaca çıkınca erkek olabilir miyim? gibi” sorular sorarlar. Bu yaşlar arasındaki birçok çocuk, gerek kendi gerekse de çevresindeki dünya ile ilgili detaylı bir anlayış geliştirmeye başlıyor.

Farklılıklar konusunda meraklı olup, kendilerinden farklı dili konuşan, tenrengi kendisinden daha koyu ya da açık olan, farklı giyinen ya da bedensel engeli olan çocuklarla oynamayı reddedebilirler. 5 yaşla birlikte belirli kişilik özellikleriyle cinsiyet arasında ilişki kuruyorlar. Örneğin; kadınlar; hassas olur ve daha yumuşakkalplidir; erkekler; daha güçlüdür, yüreklidir şeklinde. Büyüdükçe diğer çocuklardan, yetişkinlerden, kitle iletişim araçlarından ve toplumdan daha fazla sözlü ve sözsüz mesajlar alarak, kişisel bir iletişim olup olmamasına ya da belirli bir grupla ilgili bilgisahibi olup olmamalarına bağlı olarak bu mesajları yorumluyorlar. Fakat etkilenmedereceleri, kız ya da erkek, siyah ya da beyaz, engelli ya da engelsiz olma durumlarına bağlı olarak değişiklik gösteriyor.

6-8 yaşları arasındaki çocuklar farklı kültürel geçmişe sahip etnik grupları anlamaya çalışırken, beraberinde de bu durumdan kaynaklanan özelliklerin değişmeyeceğini kavrarlar. Kendi geçmişlerini ve tarihi/yerel olayları anlamaya başlamaları ile birlikte, ırk, inanç ve kültürel gruplara yönelik ayrımcılık yanlısı davranışları fark etmeleri de güçlenir. Bu dönemde çocuklar en çok çevrelerinde gördükleri şeylerden etkilenirler. Bu bağlamda, akranların, aile bireylerinin, diğer yetişkinlerin ve medyanın çocukların farklılıklara karşı geliştirecekleri tutum üzerindeki etkisi büyüktür. Ailelerimize düşen en önemli görevlerden biri, çocuklarının kendi kültürlerini tanımalarını sağlamaktır. Çocuklar böylece, bir yandan kendi kültürlerine saygı duymayı öğrenirken, diğertaraftan da farklı kültürleri tanıyarak onlara karşı empati geliştireceklerdir.

Hizmet öncesi öğretmen adaylarımıza, sevgili öğrencilerimize derslerimizde sürekli olarak vurguladığımız husus, “Her çocuk tekdir, birdir, eşsizdir” ilkesini tüm uygulamalarının merkezine almaları; ayrıca çocukların her birinin kendi kültüründen, ailesinden, geçmişinden getirdiği farklı özelliklere sahip olduğundan hareketle hazırladıkları eğitim programlarını da bu noktaya dikkat ederek planlamaları yönündedir.

Erken çocukluk eğitimcileri olarak bizler, çocukların toplumda var olan farklılıkları keşfetmelerini ve bu farklılıklarla hayatlarını zenginleştirmelerini sağlamak için neler yapabiliriz? Kimlikli Bebekler Yaklaşımına geçmeden önce sizlere çok kısa olarak Farklılıklara Saygı Programı’ndan bahsedeceğim.

Bu program, “Çok Kültürlü Eğitim” adı altında Patt Ramsey tarafından 1980 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde geliştirilmiş; ardından Amerikalı Çocuk GelişimcisiLouise Derman-Sparks tarafından “Farklılıklara Saygı Programı” ya da orijinal adıyla Anti-bias Curriculum hazırlanmıştır. Türkçesini “Farklılıklara Saygı Programı” ve “Ön yargı Karşıtı Müfredat” olarak çevirdik. Derman-Sparks 1989 yılında Amerika’da özellikle farklı ırklardan, farklı etnik gruplardan gelen ve farklı dilleri konuşan çocuklar üzerinde bu programı uygulamıştır.

Derman-Sparks tarafından geliştirilen Farklılıklara Saygı Eğitimi’nin amaçları çocukların;

 Olumlu kimlik ve öz değer geliştirmelerine destek olmak,
 Farklı insanlarla etkileşime girmelerini ve empati kurmalarını sağlamak,Önyargıları ve farklılıkları teşhis ederek onları, bu konularda eleştirel düşünmeye sevk etmek,
Önyargı ve farklılıklar karşısında kendini ve başkalarını savunmalarını sağlamaktır.

Farklılıklara Saygı Programı /Önyargı Karşıtı Müfredat (Anti–Bias Curriculum) ‘ın teorik çerçevesini incelediğimiz zaman Bandura ve Vygotsky’nin yanı sıra özellikle Maslow’dan çok etkilenmiş olduğunu görüyoruz.

Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Piramidi’ndeki kişinin kendisini kabul etme, bir gruba ait olma ya da kendisini bir gruba kabul ettirme aşaması özellikle Önyargı Karşıtı Müfredatın amaçlarıyla paralellik göstermektedir. Ayrıca Howard Gardner, “Geleceği İnşa Edecek Beş Zihin” adlı kitabında, bireyler ve gruplar arasındaki farklılıkları gören ve bunları hoşgörüyle karşılayan “Saygılı Zihin”den bahsederek, çocukların en geç beş yaşlarınageldiklerinde, dostluk ya da düşmanlık, gruba dahil edilme ya da dışlanma, sevgi ya da nefret çizgilerinin çekilmiş olduğunu belirtmektedir.

Farklılıklara saygı kavramıyla ilgili ülkemizde yapılan çalışmalar şu şekilde özetlenebilir: KEDV (2006) MEB (2006) , Divrengi (2007)

Erken Çocuklukta Kültürel Çeşitliliğe Saygı Projesi Erken Çocuklukta Farklılıklara Saygı Eğitimi El Kitabı Okul Öncesi Eğitim Programı
Erken Çocukluk Döneminde Farklılıklara Saygı Ölçeği veÖğretmen Görüşlerini Almaya Yönelik Anket Çalışması

Ülkemizde bu alanda yapılan ilk çalışma Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı tarafından gerçekleştirilen “Erken Çocuklukta Kültürel Çeşitliliğe Saygı” Projesi’dir. Eğitim programının geliştirilmesi sürecinde, İstanbul ve Mardin’de KEDV desteğiyle anneler tarafından yönetilen Mahalle Yuvaları ve Oyun Odaları, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı anaokulları ve özel anaokulları arasından seçilen toplam 12 okul öncesi eğitim kurumunda görev yapan öğretmenler, çocuklar ve anneleriyle birlikte çalışılmış; taslak program, proje katılımcısı yuva ve hazırlık sınıflarından yaklaşık 600 aile, eğitici ve çocuk ile yakın işbirliği içinde çalışılarak uygulanmıştır. Uygulama sürecinde geliştirilen yeni materyaller, fotoğraf ve video görüntüleri ile desteklenerek bir el kitabı olarak basılmıştı.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2006 yılında yenilenen Okul Öncesi Eğitim Programı’na da farklılıklara saygı başlığı altında siz değerli öğretmenlerimizi bilgilendirmek, bilgi dağarcıklarını biraz daha geliştirmek ve zenginleştirmek için çeşitli amaç ve kazanımlar eklenmiştir. Programda, farklılıklara saygı kavramına “Okul Öncesi Eğitimde Sorumluluk, Çevre Duyarlılığı ve Farklılıklara Saygı Eğitimi” başlığı altında yer verilerek uygulamaların ve aile katılımının nasıl gerçekleştirileceği konusunda rehberlik yapılmıştır. Öğretmenlere rehber niteliğinde hazırlanan örnek etkinlikler kitapçığında da, farklılıklara saygı kavramı ile ilgili 5 etkinlik örneğine yer verilmiştir. Bu etkinliklerin dört tanesi sosyal-duygusal gelişim alanına, bir tanesi debilişsel gelişim alanına yöneliktir. Etkinliklerin ikisinde “empati geliştirme”, diğerlerinde de “ten ve ırk”, “kültür” ve görünüş” kavramlarına yer verilmiştir.

2007 senesinde Yüksek Lisans tez çalışmasını birlikte yürüttüğümüz öğrencim Mihrap Divrengi tarafından hazırlanan tez çalışmasında ise farklılıklara saygı kavramı hakkında öğretmen görüşlerini almak amacıyla 685 okul öncesi öğretmenine anket uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin çoğunluğunun farklılıkları olan insanlara karşı olumsuz fikirlere sahip olmadıkları; çocukların kültürel geçmişleri ya da uluslarındaki farklılıklardan etkilenmeden, onlarla etkileşimde bulunarak dönütler verdikleri; okulların, bütün öğrenciler için eşit fırsatlar sağlaması gerektiğini düşündükleri ortaya konmuştur. Anket çalışmasının ardından araştırmacı tarafından 5-6 yaş çocuklarına yönelik “Erken Çocukluk Döneminde Farklılıklara Saygı Ölçeği” geliştirilmiştir.

Farklılıklara Saygı Programı’nın içeriğine bakacak olursak hangi etkinlikler yeralabilir? Bunlar;

 Çember zamanı

 Sorular
 Kitaplar
 Posta kutuları

 Resimler

 Drama ve video
 Kimlikli Bebekler Yaklaşımıdır.

Kimlikli Bebekler için bir yaklaşım diyoruz. Kimlikli Bebekler, erken çocukluk eğitimi yaklaşımlarından bir tanesi olup, program ya da model değildir. Yapılandırılmış hazır standart bir programı yoktur. Belirli sayıda İngilizce kitapları mevcut olup, onların Türkçeye çevrilerek kullanılması gerekmektedir.

Yaklaşımın tarihçesine bakacak olursak, 1980 senesinde Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya eyaletinde çalışan okul öncesi öğretmeni Kay Taustarafından geliştirildiğini söyleyebiliriz. Aslında çok ilham almamız gereken bir kişi, çünkü kendisi farklı engellere sahip, farklı dilleri konuşan çocukların olduğu bir grubun öğretmenliğini yaparken materyali yok, “Ne yapabilirim?” diye yola çıkıyor ve önce kağıt bebekler hazırlıyor. Onlara hikayeler yazıyor, tabi kimlikli bebekler dahasonra geliyor, bezlerden bebekler yapıyor. Hikaye kitapları gibi bebeklere kişilikler, kimlikler vermeye başlıyor. Bebeklerin sevdikleri, sevmedikleri şeyler var, kardeşleri, komşuları, hayat hikayeleri var… Kendilerine ait bireysel karakterlere sahipler. Bununoluşturulması sürecinde ise çocukların çok iyi gözlenmesi gereklidir. Bebeğin kimliği bir kez oluşturulduktan sonra grupla tanıştırılabilir. Genellikle çember zamanı, serbest zaman ya da grup çalışmaları sırasında ziyaretlerini gerçekleştirirler ve çocuklar onları hemen arkadaşları olarak kabul ederler. Her kimlikli bebek uygulamasında o bebeğe ait özel bir durum var, bebekleri tamamen öğretmenin kullandığı bir eğitim materyali şeklinde düşünebilirsiniz. Evcilik köşesi ya da kukla köşesi bebeği asla değiller.

1989’da biraz önce bahsettiğim Farklılıklara Saygı Programını oluşturan kişi Louise Derman Sparks tarafından ABD’de çalışmalar devam ediyor. Ben kendi adıma 2000 senesinde İngiltere’de Babette Brown’un verdiği bir eğitim sırasında tanıştım Kimlikli Bebeklerle. Kendisi Avrupa Birliği Comenius Projesi kapsamında Finlandiya ve Danimarka’dan katılımcılarla ve İngiltere’de alanda çalışan okul öncesi öğretmenleriyle birlikte bebeklerle bir çalışma başlatmış ve devamında eğitimprogramları uygulamış. Daha sonrasında da Kimlikli Bebekler Yaklaşımı 2003 yılında Carol Smith ve ekibi tarafından Güney Afrika’da uygulanmaya başlanmış.

Kimlikli Bebekler, çocukların duygularını ifade etmeleri, diğer kişilerin hissettiklerini anlamaları, farklı kimliklerdeki ve özelliklerdeki insanlara saygı göstermeleri için, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Güney Afrika ve İngiltere gibi dünyanın çeşitli yerlerinde kullanılan bir yaklaşımdır.

Kimlikli Bebekler, çocukların, farklı cinsiyete, ırka, ten rengine veya engele sahip insanlara yönelik önyargılarını önlemeyi; aynı zamanda eşitlik, adalet vb. konulardaki duyarlılıklarını ve anlayışlarını arttırmayı amaçlar. Kimlikli Bebekler ve hikayeleri, küçük çocukların, önyargılarla ve ayrımcılıklarla mücadele etmelerinde son derecegüçlü bir araç olarak kabul edilebilir.

Çocukların;
 Sosyal becerilerini geliştirir,

 Dil gelişimlerini destekler,
 Farklı kültürleri tanımalarına yardımcı olur,
 Güçlü ve pozitif kimlik geliştirmelerine destek olur,
 Adalet duygusunu geliştirir,
 Ait olma ve kendilik kavramlarını güçlendirir,
Çocuklara kendileri, tecrübeleri ve duyguları ile ilgili güvenle konuşmaları için destek olur.

Kimlikli Bebekler Yaklaşımına, eğitimini aldıktan sonra programlarında yer verebilirler. Ayrıca okul öncesi öğretmenlerimizin yanı sıra rehber öğretmenler, psikolojik danışmanlar, sosyal hizmetler uzmanları da farklı ortamlarda (okul, ev, park gibi) ve farklı yaş gruplarıyla bu yaklaşımı kullanabilirler.Bu uygulama, 2 yaş itibariyle kullanılmaya başlanılıyor ama benimde yeni öğrendiğim bir bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyorum. İngiltere’de okul öncesinden başlayarak ortaöğretime kadar da sınıflarda bebekler kullanılmaya devam ediyormuş.

Kimlikli bebeklerin özel durumları;

 Cinsiyet
 Dil
 Dış görünüş
 Aile ve kültürel geçmiş
 Engel
 Sosyal sınıf
 Aile yapısı
 Yiyecek-içecek tercihleri
 Ülkelere özgü farklılıklar… şeklinde olup, grubunuzdaki çocukların

deneyimleri ile bağlantılı olarak bu özel durumları çeşitlendirebilirsiniz.

Yine teorik çerçevesini inceleyecek olursak, Yapılandırmacı Yaklaşım (Vygotsky) ve Buluş Yoluyla Öğrenme (Bruner) Teorileri’nden bahsedebiliriz.

Kimlikli Bebekler Yaklaşımı’nın aşamalarına bakacak olursak;

1. Bebeğin sınıfa tanıştırılması.
2. Bebeğin kimliğine ait özelliklerin anlatılması.
3. Bebeğin yaşadığı özel bir durumun ortaya konması. 4. Tartışma ve Kapanış
5. Değerlendirme olarak sıralayabiliriz.

Kimlikli Bebeklerin hikayeleri özeldir. Diğer tüm hikayeler gibi bir başlangıçları vardır. Fakat klasik bir sona sahip değillerdir. Uygulayıcı kişi, bir senaryoyu sunmaktan öte çocuklara, Kimlikli Bebeğin onlarla bir durumu paylaşmak istediği yönünde bir tablo çizer. Daha sonra çocukları, Kimlikli Bebeğin duygularını anlama, onunla empati kurma, kendi düşündüklerini ifade etme ve problemi çözme sürecinde yardımcı olmaya teşvik eder. Bu süreçte öğretmenin öncelikli görevi, senaryoyu hazırlamaktır. Ardından kucağına Kimlikli Bebeği alarak çocuklara döner ve her zamanki ses tonuyla Bebeğin duygu, düşünce ya da deneyimlerini paylaşmak üzere onları ziyaret etmeye geldiğini söyler. Burada öğretmenin rolü, kolaylaştırıcı olmaktır. İyi bir kolaylaştırıcı olmak, hassas olmayı, esnekliği, açıklığı, yaratıcılığı gerektirir. Etnik grup, ırk, kültür ve fiziksel ayrılığa bağlı olarak uygulayıcının kullandığı kelimeler vekavramlar, çok kritik bir önem taşır.

Vaktimiz kısıtlı olduğu için bazı kısımları hızlı geçiyorum. Sizlerle paylaşmak istediğimbir uygulama var. Üniversitemizin kuruculuğunu ve uzun süre eğitim danışmanlığını yürüttüğüm okul öncesi eğitim merkezi olan Çocuklar Evi’nde uygulamıştık bu çalışmayı, sanıyorum 2006 senesindeydi. Marmara Üniversitesi’nde benimle aynı alanda görev yapan meslektaşım Dr. Işık Kamaraj ile birlikte erken çocuklukdöneminde barış değerinin çocuklara kazandırılmasına yönelik bir dizi çalışma yürütürken, barış gibi soyut bir kavramın somutlaştırılarak çocuklara verilmesinde dramanın yanı sıra farklı yöntem ve tekniklerden birisi olan Kimlikli Bebekler Yaklaşımı’ndan faydalanmak istedik. Ve ardından Ayşe Bebek Uygulamasını gerçekleştirdik. Öncelikle biz kendimiz uzun süre çalıştık; İngilizce olan mevcut kitapları inceledik. Ardından bebeğimize grup öğretmenimizin önderliğinde bir isim verdik. Sonra hep birlikte hikayesini yazdık. Hikayelerin mümkünse çocuklarınızın grup içerisindeki özel durumlarını yansıtması gerekli, ama öyle bir durum olmasa bilefarz edelim ki grubunuzda farklı kültürden bir çocuk var.. Bu çocuğun özel bir gününü paylaşmak amacıyla da bebekleri kullanabiliyorsunuz, yani birçok amaçlakullanabiliyor. Sadece sizlerin onları uygun pedagojik formatta kullanmak konusundayetkin olmanız gerekiyor.

Pilot uygulama yaptık, ailelerden izinlerimizi aldık ve hikayemizi hazırladık. Konumuzbarış eğitimiydi. “Ayşe Bebek babası üniversitede çalışan annesi ise öğretmen olan bir ailenin çocuğu, 5 yaşında, Ayşe Bebeğin sevdikleri, sevmedikleri şeyler var. Makarnayı ve patates yemeği seviyor, saçlarının çekilmesinden hoşlanmıyor. Ama Ayşe’nin özel bir durumu var. Bir arkadaşı Ayşe’yi itmiş ve oyuncağını elinden almış, Sizce Ayşe arkadaşı onu ittiğinde ne hissetmiş olabilir? Sizler böyle bir durumla karşılaştınız mı? Ayşe’ye kendisini iyi hissetmesi için neler söyleyebiliriz?” Böyle bir senaryoyu önceden hazırladık ve bunu çocuklarımızla paylaştık, ilk deneyimdi tabi bizim için, öğretmenimiz için, çocuklarımız ve ailelerimiz için. O nedenle son dereceheyecan vericiydi.

Ayşe Bebek Uygulaması’nın aşamalarına bakacak olursak;
 Kimlikli Bebekler ve uygulanması ile ilgili görsel materyallerin izlenmesi,
 Bebekler ile ilgili bilgi sayfalarının okunarak üzerinde konuşulması,Ailelerden Kimlikli Bebekler uygulaması hakkında izin alınması ve bilgi sayfalarının gönderilmesi.

  •   Kimlikli Bebeğe “isim” ve “kimlik” kazandırma aşamasının gerçekleştirilmesi,(Ayşe ismine karar verilmesi ve kimliğine ilişkin kişilik özelliklerininbelirlenmesi),
  •   “Kimlikli Bebeğin Hikayesinin” yazılması, (Ayşe’nin arkadaşlarından birisininoyun oynarken onu iterek oyuncağını çekip alması ve Ayşe’nin bu durumdanrahatsız olması),
  •   Pilot uygulamanın ardından asıl uygulamanın grup öğretmeni tarafındanyapılması,
  •   Tamamlayıcı etkinlik olarak drama uygulamasının paylaşımı,
  •   Ve son olarak da öğretmen, çocuklar ve ailelerle değerlendirme sürecinin yapılması şeklinde sıralayabiliriz. Uygulama Aşaması:

Ayşe’yi kucaklarına aldıklarında çocukların ilk tepkileri;

 Dinliyorum onu, bir şey söylemiyor (Duru, 5 yaş).

 Ben sevdim ama düşüyor (Efe, 6 yaş).

“Barış ve huzur dolu bir sınıfta/okulda/dünyada yaşamak nasıl olurdu?” (Tamamlayıcı Drama Etkinliği)

Tabanca kullanmamak, başkalarının eşyalarını izinle almak. Sevişmek, sarılmak (Berke, 5 yaş).

Dünya’da arkadaşlarımızı dövmemek; bir de arkadaşını ittirmemek, öğretmenine şikayet etmemek, özür dilemek, sınıfta düşürmemek (Öykü, 4 yaş).

Sonuç;

Çocuklar açısından değerlendirecek olursak;

  •   Çocuklar Ayşe’nin yaşantısını dinlediler; Ayşe ile ilgilendiler; hatta onunyaşantısına öneri dahi getirebildiler.
  •   Ayrıca, çocuklar bu yaşantıya eşlik eden kızmış, üzülmüş şeklinde duygukavramlarını doğru olarak kullandılar.
    Çocuklar, böyle bir paylaşım ortamında kendi görüşlerini ifade etmekonusunda son derece istekli davranarak, kendi görüşlerini ifade etmenin yanı sıra, diğer çocukların görüşlerini de dinlediler.Öğretmen açısından değerlendirecek olursak;
     Grup öğretmenimiz olan Çiğdem Öğretmenin “Kimlikli Bebekler” uygulamasınıkendi grubundaki çocuklarla yapması, onun uygulama yeterliliğini artırdığı gibifarklı uygulamaları denemesine ve geribildirim almasına imkan sağladı.Araştırmacılar yani bizler açısından değerlendirecek olursak ise;

Türkiye’de ilk defa “Kimlikli Bebekler” uygulaması gerçekleştirilmiştir.
Ayrıca, “Barış” gibi soyut bir kavramın “Kimlikli Bebekler” ile uygulanması, barış eğitimi proje çalışmamızdaki öğretim yöntemlerimizin çeşidini arttırmıştır.

Örnek; Drama-Rol Oynama ve Kimlikli Bebekler gibi.
Ayrıca bu ilk uygulamanın ardından, “Kimlikli Bebekler Yaklaşımı’nın” sınıf ortamında uygulanabilmesine ilişkin geribildirim elde edilmiştir.

Peki, Kimlikli Bebekler Yaklaşımını uygularken nelere dikkat edeceğiz?

  •   Uygulama küçük gruplarda yürütülmelidir.
  •   Gruptaki çocuk sayısı 7-10 arasında olmalıdır.
  •   Duygu kelimeleri tercih edilmelidir.
  •   Mutlu duygular / mutsuz duygular aynı anda verilebilir.
  •   Problemlerin bazen çözülemeyebilineceği ifade edilmelidir.
  •   Uygulama, yaş grubuyla bağlantılı olarak basitten karmaşığa doğru olmalıdır.
  •   Bebekler uzman eşliğinde evlere ziyarete gidebilir.
  •   Birden fazla bebek kullanılabilir. Örneğin, iki dilli ortamlarda ya da çatışmaçözümleri ile ilgili kavramların verilmesinde.
  •   Hikayeler kısa olmalıdır.
  •   Özel durumu olan çocuk sınıfa gelmeden önce uygulama planlanmalıdır.
  •   Kapanış kısa tutulmalıdır.
  •   Her bir hikaye oturumundan sonra değerlendirme yapılmalıdır.
  •   Rehberlikle ilgili durumlarda da kullanılabilir.Uygulamalar sırasında öğretmenin rolü; Kolaylaştırıcı olmak,

 Problem durumları yaratmak,
Açık uçlu / evet–hayır soruları sorarak çocukların eleştirel düşünme

becerilerini geliştirmektir.

Bu konuyla ilgili çok fazla sayıda araştırma yürütülmemiştir. Şu ana kadar yapılan araştırmalar içerisinde en kapsamlı olan çalışmalar;

 Profesör Glenda MacNaughton (1999) tarafından Avustralya’da,

 Elaine McClement (2000) tarafından İngiltere’de ve
 Carol Smith ve Ekibi (2009) Güney Afrika’da yürütülmüştür.

Farklı ülkelerde, farklı yaş gruplarıyla ve farklı yöntemler (anket, görüşme, vb.) kullanılarak yürütülen bu araştırmaların sonucunda elde edilen ortak bulgu, Kimlikli Bebekler Eğitimi’nin hem çocukların hem de öğretmenlerin kendine güven ve empati düzeylerinde artış sağladığı; onların ayrımcılıkla mücadele becerilerini geliştirerek farklılıklara saygı düzeylerini artırdığı yönündedir.

Kısaca size bebeklerle ilgili olarak farklı ülkelerdeki uygulamaları göstereyim.

Kimlikli Bebek, okul öncesi öğretmeninin bir eğitim materyalidir; onu bir hikaye kitabı gibi düşünebilirsiniz. Nasıl hikaye okuyorsunuz çocuklara; burada da bebeklerikullanarak özel durumunu yansıtabiliyorsunuz. Hem pozitif, hem negatif duygularıiletebiliyor, hem de festivaller, özel günler gibi durumları onlarla paylaşabiliyorsunuz. Ya da grubunuza sadece ziyaret amaçlı da gelebilirler. Kimlikli Bebekler çok özelbebeklerdir; barbie bebeklerden farklıdır; sonuçta ne evcilik köşesi, ne de kukla köşesi bebeğidirler. Bu bebekleri öğretmenimiz eğitim materyali olarak düşünmelidir. Ben mesela kendi ofisimde tutuyorum bebekleri. Çocukların bu bebekleri, evcilikköşesinde ya da öğretmenin dolabında bulmaması gerekiyor. Örneğin; Ayşe Bebeğin ziyaretinin ardından okuldaki dolapta oturması ya da evcilik köşesine konması pedagojik anlamda çocuklar üzerinde istenmeyen olumsuz durumlara neden olabilir.

Şimdi de sizlerle hizmet öncesi öğretmen adaylarının derslerimizde ürettikleri bebekleri paylaşmak istiyorum. Daha öncede bahsettiğim gibi Kimlikli Bebeklerin yaratıcısı Kay Taus’un ABD’de bu yola çıkmasındaki asıl nedeni düşünecek olursak, araç-gereç ve eğitim materyali olmayan bir sınıfta öğretmenimizin ne kadar yaratıcı olduğunu bir kez daha vurgulamış oluruz.

Hizmet Öncesi Öğretmenlerimizin Hazırladıkları Kimlikli Bebekler

Erken çocukluk dönemi eğitimcileri olarak bilmeliyiz ki, çocukların nasıl öğrendikleri, öğrenmeye nasıl teşvik edildikleri, onların neyi öğrendikleri kadar önem taşımaktadır. Bu prensip, altı yaşın altındaki çocuklara yönelik hazırlanan tüm programların temelini oluşturmalıdır. Bu şekilde, farklılıklara saygı duyan, farklılıkları kutlayan, önyargılardan uzak barış ve hoşgörü içerisinde yaşayan insanların oluşturduğu bir toplum ve dünya yaratabiliriz.

Konuşmamı tamamlamadan önce sizlerle Güney Afrika Eski Devlet Başkanı NelsonMandela’nın (1994) bir sözünü paylaşmak istiyorum.

“Hiç kimse ten renginden, geçmişinden ya da dininden dolayı bir diğerinden nefret ederek dünyaya gelmez! İnsanlar nefret etmeyi öğrenirler ve eğer nefreti öğrenebiliyorlarsa o zaman onlara sevmeyi de öğretebiliriz.”

Erken çocukluk eğitimcisi olarak bizlerin ve bebeklerin, ulaşabildiğimiz tüm çocukların ve ailelerinin yaşamlarında farklılıklar yaratması dileğimle…

KAYNAKÇA

  •   Aktan, E. &Kamaraj, I. (2006).“Erken Çocukluk Döneminde Barış Değerinin Kazanılmasına Yönelik Bir Uygulama Örneği: Kimlikli Bebekler (PersonaDolls)”, Eğitimde İyi Örnekler Konferansı 2006, Eğitim Reformu Girişimi, Sabancı Üniversitesi, İstanbul.
  •   Brown, B. (1998). Unlearning Discrimination in The Early Years. England: Trentham Books Limited.
  •   Brown, B. (2001). Combating Discrimination. Persona Dolls in Action. USA: Trentham Books.
  •   Brown, B. (2008). Equality in Action. USA: Trentham Books.
  •   Derman-Sparks, L. (1989). Anti-BiasCurriculum: Tools For Empowering Young Children. Washington D.C.: National Association For The Education of Young Children.
  •   Divrengi, M.&Aktan, E. (2010). Farkındayım Farklılıklara Saygılıyım. Ankara: Eğiten Kitap Yayınevi
  •   Gardner, H. (2007). Geleceği İnşa Edecek Beş Zihin. 1. basım. Filiz Şar&Asiye Hekimoğlu Gül (Çev.) İstanbul: Optimist Yayım Dağıtım.
  •   Hall, N. S. (1999). Creative Resources For The Anti- Bias Classroom. USA: Delmar.
  •   Honig ,A. S. (1983). “Sex Role Socialization In Early Childhood”, YoungChildren, 38, 6, 57-70.
  •   KEDV. (2006). Erken Çocuklukta Farklılıklara Saygı Eğitimi El Kitabı. İstanbul:Derin.
  •   MEB (2006). 36-72 Aylık Çocuklar İçin Okul Öncesi Eğitim Programı. İstanbul: Yapa Yayınları.
  •   Pound, L. (2008). How Children Learn- Book 2. Step Forward Publishing.
  •   Whitney, T. (1999). Kids Like Us.Using Persona Dolls in the Classroom. USA: Redleaf Press.

Kaynak : https://www.tozok.org.tr/Kitap/1Temel/1-okuloncesi-sempozyum.pdf

Farkındayım, Farklılıklara Saygılıyım: Kimlikli Bebekler Yaklaşımı” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir