Sorting by

×

”Farklı türdeki akılları eğitmek”

Temple Grandin, TEDx Konuşması Metni

Bugün burada olmak gerçekten çok güzel fakat ben insanların düşündüklerinden farklı bir şekilde konuşmak istiyorum ve bunun ilk adımlarından biri de düşünmenin farklı türlerinin var olduğunu fark etmek. Eğitim sistemine meydan okuduğum başka bir şey ise geçmişte yaşamış bazı muhteşem beyinlerin olması ve o beyinler bugünün eğitim sisteminde var olsalardı, neler olurdu? Bugün yaşasalardı, Michelangelo’nun, Beethoven’ın başına neler gelirdi? Ya Thomas Edison? Böyle çok kişi var. Başlarına neler gelirdi? Hepimiz Michelangelo’nun sanatına aşinayız ve onun hakkında öğrencisi tarafından yazılmış bir kitap var. Kitap İngilizce’ye çevrildi. Michelangelo kötü bir öğrenciydi, 12 yaşında okuldan ayrıldı. Yani altıncı sınıfta – 6. sınıfta okulu terk eden bir lise öğrencisi. İşte bu Michelangelo. Babası sanattan nefret ederdi, babasının, sanatı “öğrenilmiş” bir şey olarak addetmediğini söylerdi. Babası onun büyüyüp resmi belge yazarı olmasını isterdi. İğrenç bir şey! (Gülüşmeler) Neyse ki taş yontma aletlerine ulaşabildiği bir çevrede büyüdü. Böylece bu aletlere maruz kaldı. Bütün kiliseler her tür sanatı icra ediyordu. Bunlara da maruz kalarak büyüdü. Bu durum, çok önemli olan başka bir şeyi ortaya çıkarıyor, öğrenciler herhangi bir şeye nasıl ilgi duyacak? Onlara maruz kalacaklar. 

Ben kendimi büyükbaş hayvan endüstrisinde buldum çünkü 15 yaşındayken buna maruz kalmıştım. Peki ya Beethoven? Muhteşem bir başarı elde etti fakat çok zorluk çekti, yarı sağırken en iyi eserlerini yazdı ve tamamen sağırken de hiç sanat icra edemedi. Biz onun müziğini bugün hâlâ çalıyoruz. Oysa onun duymasına yardımcı olup piyano çalmasını sürdürecek bir aygıtı üreten piyano şirketi vardı. Bu aygıt, Orpheus Enstitüsü tarafından yeniden üretilmişti. Fakat Beethoven bir şeyler başarmak istedi. 

Pekâlâ, bu benim en önemli slaytlarımdan biri: Zihinlerin farklı türleri. Ben fotorealistik, görsel zihinli ve nesneleri hayalinde canlandıran biriyim. Fakat matematikten hiç anlamam! Bugünün eğitim sisteminde dışarıda kalırdım. Bütün ülke çapında konuşmalar yapıyorum, liseden mezun olamayan lise öğrencileriyle konuşuyorum, eğer siz de matematikten anlamıyorsanız haberiniz olsun. Eğer bir kimyager olacaksam matematiğe ihtiyacım var fakat birçok şeyde de matematiğe ihtiyacınız yok ve görsel zihinli kişilere ihtiyacımız var, sorun çözmek için onlara ihtiyacımız var. Bir diğer tür ise matematiksel zihin. Kalıpsal düşünenler. Onlar daha matematiksel düşünürler, görsel düşünmezler ve bir de sözelliğe dayanan insanlar var. Farklı türdeki zihinlerin problem çözmeye nasıl yaklaştıklarına bir bakalım. 

Görsel zihinliler tümevarımsal düşünürler. Kavramlar spesifik örneklerle öğrenilir. Büyükbaş endüstrisindeki şeyleri geliştirmek için çok çalıştım. Fakat bu, spesifik bir şeydi. Belirsiz ve soyut değildi. Farklı birçok konu hakkındaki çok fazla sözel düşünceyle çok fazla soyut hâle geliyor. Kendimi tam anlamıyla verdiğim bir konu olması gerek, böylece onun için bir şey yapabilirim. Fakat ilk adım ise böyle farklı düşünen kişilerin var olduğunu fark etmemiz gerektiği. Beceriler birbirlerini tamamlayabilir. iPhone’u düşünün, Steve Jobs bir sanatkârdı. Bu yüzden telefonunuzu kullanmak kolay. Matematikçiler telefonun çalışmasını sağlamak zorundaydı. Bazı beyin taramaları var ve ben kendimde bazı büyük görsel düşünce devreleri keşfettim. Bu görsel benim hafıza eksikliğimi gösteriyor. Peki bir parça kâğıtla burada ne yapıyorum? Bu benim harici işleyen hafızam. Çünkü benim çalışan bir hafızam yok. Tamamen suyla dolu. Doğrusu, ben bir bilgisayar olsaydım Amazon Cloud, Microsoft Cloud veya Google Cloud’a sahip olsaydım hangisini en iyi olduğunu düşünürseniz düşünün, grafik dosyaları için, grafik dosyaları için muazzam bir hafızam olurdu. Eğer dosyayı bir grafik dosyasına dönüştürebilseydim, hatırlardım. Ama mesele işleyen hafıza söz konusu olunca ben sadece 286’yım ya da tek çubuk çeken bir telefonum. İşte bu yüzden yanımda bu notlar var çünkü onlar benim harici işleyen hafızam. 

Peki çocukların ne türde bir zihinleri olduğunu kestirebiliyor musunuz? Görsel zihinli kişiler sanatta ve mekanik aletlerde iyidirler. Ben fotoğrafçılıkta iyiydim. Bu durum ikinci, üçüncü sınıfta ortaya çıkacaktır. Matematiksel zihinliler matematikte iyidirler. Yapılan en büyük hatalardan biri de çocuklara bebekler için olan matematiğin verilmesi, böylece matematik becerisi gelişmiyor. Bazı çocukların matematikte çok iyi olmalarının sebebi de kafadan yapıyor olmaları. Yaptıklarını sözel biçimde göstermelerine izin vermeyin. Onlar öyle düşünmüyorlar. Bugün, bilgisayar kodlayıcılarda büyük bir açığımız var. Belki de kodlamanın üçüncü sınıflara da verilmesi gerek. 

Birde sözel zihinliler var, onlar tarihi ve gerçekleri severler. Sözel zihinlilerden bazı şeylerimi daha doğrusal yapmalarını isterim. Birçok kitabımın ortak yazarı var, çünkü bir görsel zihinli kişi dağılma eğilimindedir. Bu yüzden kitabı daha doğrusal hâle getirmesi için sözel zihinli bir kişiye ihtiyacım var. İşte bunlar birlikte çalışan farklı türdeki zihinler. 

Uzay programı hakkında konuşmak istiyorum. Uzay Programı’nı hep sevmişimdir. Benim neslimin en büyük başarısıydı. Kritik görev edinen insanlar vardı, onlar şimdi tanınmaya başlıyorlar. Ben gidip araç montaj binasını ziyaret ettiğimde çok duygusallaştım. Bunu yapmayı sevmiştim. Matematik denklemleri çözen Hal adında bir adam vardı. Gözlerden uzak ve dağınık bir ofiste eğlence için matematik denklemleri çözüyordu. Hiç iş yapmadığını kabul etmişti fakat onun denklemleri olmasaydı aya iniş gerçekleşmezdi. Kritik bir görev yapmıştı. Matematikçi Katherine Johnson sonunda tanındı. Onun uyduları hesap eden matematiği kesinlikle elzemdi. Burada hanımları tanıtmamız gerek. Playtex Corporation uzay kıyafetini yaptı. En iyi dört sütyen terzisi kadın, kıyafeti dikti, onların patronu da bir televizyon tamircisiydi. Bu muhtemelen matematik bölümüyle ilgili değildi. Fakat uzay kıyafeti çok kritik bir görevdi. İki buçuk yıl önce Kennedy Uzay Merkezi’ni ziyaret ettiğimde belki de gerekli kişisel özelliklerin Ay’a gittiğini fark ettim fakat zeki tipler, uyumsuzlar ve etiketlenmiş çocuklar kumaşı ortaya çıkardı. (Kahkahalar) Yapı sektöründe 25 yıl geçirdim ve bugün otizmli, disleksik veya dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanısı konan yetenekli tüccarlarla çalıştım. Peki o çocuk şimdi nerede? Muhtemelen bir bodrum katında bilgisayar oyunu oynuyor çünkü küçükken hiç kimse onun bir şeylerle oynamasına fırsat vermedi. Ayrıca, bu fırlatma rampasında çalışan kişilerden birinde Tourette sendromu vardı. İşte bu kimlik hakkındaki önemli bir şeyi ortaya çıkarıyor. 

Otizm, kişinin kim olduğunun önemli bir parçası fakat kariyer önce gelir. İnsanlar bana sürekli soruyorlar: “Otizmli biri olarak büyükbaş hayvan endüstrisine girmek çok zor oldu mu?” Hayır olmadı, 1970’lerde bir kız olmak, otizmli olmaktan daha büyük bir engeldi. (Kahkahalar) Arabamın üstüne boğa testisi koydular. Bu manzara yaşandı. Filmde tamamen gerçek olan başka bir şey ise görsel düşünme. O da bu durumu tam olarak gösteriyor. Benim büyük babam uçaklarda kullanılan otomatik pilotun mucitlerinden biriydi ve muhtemelen otizmli olan başka bir kişiyle çalıştı, o kişi muhtemelen görsel zihinliydi ve üç küçük bobinle fikri ortaya o atmıştı. Sonra benim matematiksel zihinli, MIT’den eğitim almış büyük babam matematik hesabı yaptı, farklı zihinler birlikte çalışıyordu. Birçok çocuk otizmle, disleksiyle ve dikkat eksikliği hiperaktivite rahatsızlığıyla etiketleniyordu. Uygunluklarını kontrol etmekten endişeleniyordum. Onların zihinlerine ihtiyacımız var. Thomas Edison hiperaktif bir lise öğrencisiyken okuldan atılan birisi olarak etiketlenmişti. Bazı otizm özellikleri vardı. Jane Goodall onu ünlü yapan işi yaptığında sadece iki yıllık ticaret okuluna gitmişti. Bu bugün mümkün olabilir miydi? Bunu düşünmenizi isterim. Steven Spielberg zorbalığa uğradı, disleksik idi ve üst düzey bir film okulu tarafından reddedildi. Onu kurtaran bir şey ise şuydu: Çocukken Super 8 kameralarla çekilen filmlere maruz kalmıştı. Lisedeyken ben de akran zorbalığına uğradım. Bana “kasetçalar” ve “iskelet” gibi türlü isimler koymuşlardı. Ben otoparktan geçerken “İskelet!” derlerdi. Zorbalığa uğramadığım nadir yerler ise bir arkadaşımla ortak ilgi duyduğumuz bir şeyi yapmaktı, at binmekti, ortak ilgi alanımın olduğu bazı arkadaşlarımla birlikte elektroniklerle uğraşmaktı.

 Okulların şu gibi sınıfları koruması gerek: Sanat, dikiş, müzik enstrümanları, ahşap işçiliği, tiyatro, kaynak yapmak, araba tamirhanesi, (Alkış) yaratıcı yazarlık. (Alkış) Bu sınıfları bulundurmamız gerek. Bu alanlar ayrıca uygulamalı problem çözme becerilerini de öğretiyor. Bir Nobel ödülü sahibinin sanat ve el sanatları uğraşısının olma şansı, normal bir bilim insanına göre %50 daha yüksek ihtimal. Bu da başka bir sebebi. Steve Jobs da zorbalığa uğradı, peki ona bugün ne oldu? Albert Einstein üç yaşına kadar konuşmadı. Bugün muhtemelen bir otizm sınıfında olurdu. Acaba bugün nereye giderdi? Bunu düşünmenizi isterim. Kaligrafi gibi sözde yararsız beşeri bilimler programlarındaki tartışma görmezden gelinmemeli. Kaligrafi, Steve Jobs’un iyi bir tasarımcı olmasına yardımcı olan şeylerden biriydi. Bugünse bahçe hortumunu takmayı bilmeyen çocuklarımız var. (Kahkahalar) 

Uygulama dünyasından tamamen uzakta bir yerdeler. Benim bir hayvancılık idaresi dersim var ve öğrencilerimin ölçekli resim yapması gerekiyor. Bugün hayatında hiç cetvel kullanmamış bazı öğrencilerimiz var, bir şeyi ölçmek için hiç cetvel kullanmamışlar. Bu kadar küçük bir çocuğun elektrikli matkap kullandığını bilmezdim fakat çocukların büyürken gerçek şeyler yapmalarını istedik. Bu kreşi sevdim, bozuk bilgisayar parçalarından bir şeyler yapan beş yaşındaki öğrencileri var. Bu aslında bir İtalyan modeli. Onlar pratiğe inanırlar. Bugün beceriye dayalı şu mesleklerde büyük bir açığımız var: Su tesisatçısı, elektrikçi, tamirci, kaynakçı. Bilgisayarlar bunların yerini almayacak! Belki gelecekte bilgisayar sizin sağlık sorununuzu saptayacak fakat hastanenin klima sistemini tamir edemeyecek. Bu şeyleri tamir etmek için daima insanlara ihtiyaç olacak. Sürücüsüz arabaların çok fazla sensörü ve karmaşık sistemleri var. Apple firmasını ziyaret etme şansım oldu ve çok iyiydi. Onların kodlayıcılara ihtiyacı var, buna çok ihtiyaçları var. Matematikte iyi olan çok fazla çocuk var. Birilerinin onlarla kodlamayı tanıştırması gerek! Ben küçük bir çocukken küçük projeler yapmayı çok severdim. Kuş gibi bir uçurtma yapmıştım ve işe yaraması için onu tamir etmem gerekmişti. Çocukların böyle şeyler yapmalarına ihtiyacımız var. Tuhaf birisiyseniz işinizi bir şekilde satmak zorundasınız. Bu, benim çizimlerimden biri ve çizimlerimi insanlara gösterdiğimde çok etkileniyorlar. Aslında bu, büyük bir et firmasına sattığım bir çizim, beni tasarım ekiplerine almaları için bunu onları satmıştım. Onlara sadece eserimi gösterdim. Peki neden “algılamak için dokunmalısınız” yazıyor. Endüstrimiz el işinden bilgisayarlara geçtiğinde 90’lı yıllardaydık, ben çizimlerde çok tuhaf hatalar fark etmeye başladım, mesela dairenin merkezi aslında merkezde değildi. Öğrendiğim şey ise kişinin eliyle hiç çizim yapmamış olması ve onların hiçbir şey inşa etmemiş olmasıydı. Elimde, bugün bile demir donatı olmayan bir betonarme işi yapan büyük bir mühendislik şirketinin çizimleri var. Gerçekten mi? Bunun iyi bir fikir olduğunu düşünmüyorum. Kendi çizimlerini görmüyorlar. Tuhaf birisiyseniz yapabileceklerinizi göstermelisiniz. İşinizi gösterin, yapmanız gereken bu. İşte bu da ilk yaptığım işlerden birinden bir fotoğraf ve müşterilerime göstermek için portföyüme koyduğum türden fotoğraflardan biri. Girdiğim bir mülakatta, çizimleri ve resimleri masaya yayıp onlara broşürümü vermiştim. Bu, bir HBO filmi için benim sistemlerimden biriyle oluşturdukları bir kopya. Benim projemi de koydukları için çok mutlu olmuştum. Ayrıca şunu da fark ettim ki bir şeyler inşa etmek için çalışmak, yaptığınız işe yönelik davranışınızı değiştiriyor. İşinizi bitirmek zorundasınız ve yapmanız gereken spesifik bir iş. 

Soyut bir şey değil, gerçek bir şey. İşte bu da broşürüm, siyah beyaz çünkü 70’lerde, 80’lerde ve 90’larda renkli baskı çok pahalıydı. Renkli baskıya para ödememe imkân yoktu. Ben de çok güzel bir siyah beyaz broşür yaptım. Peki bu çocukların farklı olmasına, bazı kişilerin çok fazla kitapla ve öğrenimle büyümesine dair bazı yaygın paydalar neler? Ben küçük bir çocukken annem daima bana bir şeyler okurdu. Çok iyi öğretmenlerim oldu. Bunlar çok önemli. Dört yaşıma kadar konuşmadım, bu yüzden çok iyi bir konuşma öğretmenim vardı ve insanlar çok hızlı konuştuğunda ne dediklerini duyamıyordum. Sanki “Buh, buh, buh, buh” diyorlardı. Konuşma öğretmenim bu konuşmaları yavaşlattı ve sert sessiz sözcükleri telaffuz etti. Üçüncü sınıf öğretmenim Deetch vardı. Annemin beni nasıl büyüteceğine dair güçlü bir sağduyusu vardı. Bugünün birçok çocuğuna aşırı koruyuculuk yapılıyor ve çocuklar etiketleniyor. Otizmle ilgili olan sorunumuz ise otizm, kendi kendine giyinemeyen Einstein’dan Thomas Edison’a kadar olan çerçevede mi olmalı? Aynı kelimeye takılıyoruz! Sözel zihinliler kelimeye çok fazla takılıyorlar. Meslek hayatına yönelik erken ilgi, çalışmayı öğrenmek. Ben 13 yaşındayken annem bana bir dikiş işi bulmuştu, 15 yaşındayken at ahırlarını temizliyordum. Çalışmayı öğrenmek çok ama çok önemli. Muhteşem rehber kişiler, benim çok iyi bir fen bilgisi öğretmenim vardı. Öğretmenim aslında NASA’da bilim insanıydı ve bana verdiği şey, ders çalışmaya ilgi duymayı öğretmekti. Çünkü bugün eğitim bir amaca giden bir yol. Benim için sadece eğitim uğruna yapılacak bir şey değildi. Bugün üniversite derslerinde çok başarılı olan gençler görüyorum fakat okul bittiğinde ne olacak? İşte bu, çalışmayı öğrenmenin sebebi. 

Çok fazla öğrenciye danışmanlık verdim ve onlara şöyle dedim: “Bugün üniversitedeyseniz mesleğinizle alakalı stajlar yapın. Gidin ve böyle stajlar bulun. Sevdiğiniz şeyi bulun ama aynı zamanda nefret ettiğiniz şeyi de bulun.” Bunu yapmak önemli. Staj bulamadıysanız “bölümünüzün internet sayfasına girin, diğer bütün bölümlerin sayfalarına da girin. Eğer sadece incelerseniz katılabileceğiniz her tür ilginç aktivite mevcut.” Sonra bir şey keşfedersiniz çünkü aslında ben görsel yanılsama okuyan bir deneysel psikolog olacağımı düşünüyordum. Fakat böyle olmadı. (Kahkahalar) Bu kadar basit. Ayrıca çok fazla çalışan bir hafızanız olmadığında araba sürmeyi öğrenmek daha uzun sürer. Fakat bu gerekli bir şey ve ben bu harici belleği araba sürmeyi öğrenmek için kullanamam. Bu durumda çoklu görev sorununu çözmek için yapmanız gereken tamamen güvenli olan yerlerde uzun süre ve sürekli pratik, pratik yapmak. Ben çamurlu yollarda 300 kilometre yaptım, tır, direksiyondan üç vitesliydi ve çok berbat bir debriyajı vardı. (Kahkahalar) Araç atların otladığı yerde sendeleyip durmaya başladı. Çok berbat bir durumdu. (Kahkahalar) 

Burada çok önemli olan şey, her tür zihne ihtiyacımızın olduğu ve şundan endişeliyim ki bazı okul sistemlerindeki bazı çocukları matematik yapamadıkları için eliyoruz. Kimya yapabiliyorsanız matematik gerektiren birçok şeyi yapabilirsiniz fakat birçok sorunu çözmek için buna ihtiyacınız yok. İşte bu kadar basit. Bu da benim son slaytımdı, görsel düşünmenin sorunları ne zaman çözebileceğine dair size birkaç örnek vereyim. Fukuşima Nükleer Santrali faciası. Deniz kenarında yaşıyorsanız çok önemli olan acil soğutma pompanızı su geçiren bir bodrum katına koymak iyi bir fikir değil. Onun elektrik motoru var. Su altında çok da iyi çalışmaz. Su geçirmez kapılar durumu kurtarırdı. O zaman da Boeing Max faciası olurdu. Sharpie kalemlerinin nasıl göründüğünü hepiniz biliyorsunuz. Uçağın bir tarafına saplanmış olan ve aktif uçuş kumandanına direkt bağlı olan bir şeye güvenir miydiniz ve bunu pilotlara söylemez miydiniz? Hiç sanmam. Bunu görsel olarak hayal ettiğinizde görürsünüz. 

Matematiksel zekâlı kişiler riskleri hesaplarlar. Görsel düşünenler riski görebilirler, ayrıca sorunların çözümlerini de görebilirler. Bir güvercinin sensörü devre dışı bıraktığını görebilirim. Peki sonra ne olur? Bir felaket olur. Yapılan başka hatalar da vardı fakat bu ilk yanlıştı. Onu göremediler, o kadar! Mesele bu. Ayrıca son zamanlarda düşünüyorum da, “sağduyu da neyin nesi?” (Kahkahalar)

 Bence sağduyu bir görsel düşünme biçimi. Mesela yerde bir su şişesi veya başka bir şey olsun – ben onu oradan alırdım çünkü birisi üzerine basıp bileğini kırabilir. İşte bu görmek, sağduyu görmek demek. Bitirirken şunu söylemek isterim ki farklı akılların nasıl birlikte çalışabileceklerini çözmemiz gerek, becerilerin birbirlerini nerede tamamladığını çözmemiz gerek. Fakat ilk adım, farklı türdeki düşünme biçimlerinin var olduğunu fark etmek. Bitirirken şunu söylemek istiyorum: 

Dünyanın her tür zihne ihtiyacı var! Çok teşekkür ederim. (Alkış) (Tezahürat) 

Translated by Can Boysan Reviewed by Eren Gokce Teşekürler

Yazı Kaynak :

https://www.ted.com/talks/temple_grandin_educating_different_kinds_of_minds/transcript?language=tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir