Nöroçeşitliliğin Sekiz Prensibi:

0 Reviews

Write a Review

Nöroçeşitlilik (Neurodiversity), çeşitli nörolojik koşulların insan genomundaki normal varyasyonların sonucu olduğunu savunan öğrenme ve engelliliğe yönelik bir yaklaşımdır. 1990’ların sonlarında doğal olarak patolojik olarak nörolojik çeşitlilik manzarasına hakim bir meydan okuma olarak ortaya çıkmıştır. Bu Birleşik kelime, nörolojik farklılıklar olarak görülen, cinsiyet, etnik köken, cinsel yönelim veya engellilik durumu ile nörolojik farklılıkları olan ile diğer toplumsalın parçalarıyla eşit toplumsal bir kategori olarak saygı gösterilmesi gerektiğini ileri sürer.

Thomas Armstrong tarafından yazılmış olan “Nöroçeşitliliğin Sekiz Prensibi”ne dayanan aşağıdaki yazı Nöroçeşitlilik kavramının ana hatlarını verdiği için değerli buluyoruz.

  1. İnsan beyni bir makineden çok bir ekosisteme benzer.
Beyin ormanı

Şimdiye kadar, en sık kullanılan metafor beyni bir makine yada bilgisayara benzetmekti. Bununla birlikte, insan beyni donanım ya da yazılım değildir; Beynin inanılmaz derecede karmaşık bir ekosistem ağı olarak nitelendirmek, beyni tek taraflı, kapalı, cansız bir makine metaforuyla açıklamaktan uzaklaştırır. Bu yeni beyin anlayışını daha iyi yansıtan bir söylemdir. Böylece beyin daha canlı, etkileşime dayalı yaratıcı potansiyelleri içeren daha farklı bir model olarak düşünülmeye başlanır.

2. İnsan Beyninin Yeterliliğinde Süreklilik Vardır.

”Engellilik, bozukluk, yetersizlik ” gibi daha olumsuz ve dışlayıcı kategoriler yerine ve bunları ayrık varlıklar olarak görmektense, insanların bu durumlarını spektrumun farklı bir yerinde olduğunu görmek, anlamak gerekiyor. Ayrıca beynin belli bir işe, işleve yada işlevsizliğe olan yeterlilikleri yerine bunun belli bir zamandaki sürekliliğinden bahsetmek daha uygundur. Farklı yeterlilik seviyelerinde olduğumuzu anlamak önemlidir.

Bu ayrıca, hepimizin okuryazarlık, sosyallik, dikkat, öğrenme ve diğer bilişsel yeteneklerle ilgili farklılıklar içinde olduğumuzu ve dolayısıyla hepimizin “normal” ve “engelli” olarak ayrılmak yerine birbirimize bağlı ilişkiler ağı içinde olduğumuzu gösteriyor. İnsan beyninin doğal çeşitliliğinin bir parçası ise, sadece varolanın dışındaki çoğu şeyi hastalık olarak tanımlamamak gerekiyor.

3. İnsan Yeterliliği, Ait Olduğumuz Kültürün Değerleri ile Tanımlanır.

Birey, ''Engelli'' veya ''Yetenekli'' olarak nasıl kabul edilirse edilsin, bu kavramlar büyük ölçüde ne zaman ve nerede tanımlandığına göre değişir.

Engellilik kategorileri genellikle bir kültürün değerlerini derinden yansıtır. Örneğin, Disleksi, herkesin okuma yazma bilmesi gerektiği günümüz dünyasının toplumsal değerine dayanır. Yüz elli yıl önce, bu durum böyle değildi ve disleksi bilinmiyordu. Benzer şekilde, otizm, ilişkide olmanın, konuşmanın, etkileşime girmenin yalnız olmaktan daha iyi olduğunu öne süren kültürel değeri yansıtabilir. Tanı ve. Teşhis kategorilerinin tamamen bilimsel temelli olmadığını, bu daha derin sosyal önyargıları yansıtabileceğini kabul etmeliyiz.

4. Birey, ”Engelli” veya ”Yetenekli” olarak nasıl kabul edilirse edilsin, bu kavramlar büyük ölçüde ne zaman ve nerede tanımlandığına göre değişir.

Birey, ''Engelli'' veya ''Yetenekli'' olarak nasıl kabul edilirse edilsin, bu kavramlar büyük ölçüde ne zaman ve nerede tanımlandığına göre değişir.

Farklı zamanlarda ve yerlerde, kültürel değerlere bağlı olarak farklı engellilik/yetenek tanıları olmuştur. Örneğin, iç savaş öncesi Amerika’da, siyahları ezmek için “Drapetomania” adı verilen bir bozukluk tanımlanıyordu. Anlamı “kişinin köle ustalarından kaçma dürtüsüyle ilgili bir saplantı” idi ve ırkçı köklerini yansıtıyordu. Hindistan’da, bugün, Batı’da şizofren olarak etiketlenecek, ancak yerel halk tarafından kutsal varlıklar olarak kabul edilen insanlar var. Tanısal etiketleri mutlak ve kesin olarak görmemeli, bunun yerine belirli bir sosyal ortama göre tanımlandıklarını ve anlamlandırıldıklarını düşünmeliyiz.

5. Yaşamdaki Başarı Birinin Beynini Çevreleyen Ortamın İhtiyaçlarına Uyarlamaya Dayalıdır.

Bununla birlikte, 3. ve 4. Prensiplere rağmen, başka yerlerde ya da başka zamanlarda yaşamadığımız doğrudur, dolayısıyla acil ihtiyaç şu andaki çağdaş kültürümüze uyum sağlamaktır. Bu, disleksik bir insanın okumayı öğrenmesi gerektiği, otizmli bir bireyin başkalarıyla sosyal olarak nasıl ilişki kurulacağını öğrenmesi gerektiği, şizofrenik bireyin daha rasyonel ve daha fazla düşünmesi gerektiği anlamına gelir. Psikoaktif ilaç tedavisi veya yoğun iyileştirme programları gibi araçlar bu amaçlara ulaşmada yardımcı olabilir.

6. Yaşamdaki Başarı, Bizi Çevreleyen Ortamın Beynimizin İhtiyaçlarına Uygun Bir Şekilde (Niş Organizasyonu*) Değiştirilmesine Bağlıdır.

Çoğu insan tüm dikkatini ve enerjisini, kendilerini bulduğu ortama adapte etmeye odaklamaya çalışır ki bu, yuvarlak bir çiviyi kare bir deliğe sığdırmak gibi bir şeydir. Ayrıca, bireyin kendi çevresini kendi beyninin ihtiyaçlarına göre değiştirmesine yardım etmenin yollarını bulması gerektiğini de unutmasına yol açar.

7. Niş Organizasyonu, Bir Bireyin Özel İhtiyaçlarına Uygun Özel Kariyer ve Yaşam Tarzı Seçimleri, Yardımcı Teknolojiler, İnsan Kaynakları ve Diğer Yaşam Geliştirme Stratejileri içerir.

Çevreyi, nörolojik farklılığımıza uygun şekilde, beynimizin gereksinimlerine dayanacak şekilde değiştirmek için birçok araç, kaynak ve strateji vardır. Örneğin, DEHB olan bir kişi, yenilik ve hareket içeren bir kariyer bulabilir, gününü düzenlemede yardımcı olması için bir iPhone kullanabilir ve daha iyi sosyal beceriler geliştirmesine yardımcı olmak için bir antrenörden destek alabilir. Aynı şeyler diğer farklı beyin çeşitliğindeki çocuklar içinde geçerlidir.

8. Pozitif Niş Yapısı Beyni Doğrudan Değiştirir ve Sırayla Çevreye Uyum Yeteneğini Artırır.

Farelerle yapılan deneylerde, sinirbilimciler, daha zenginleştirici bir ortamın beyindeki daha karmaşık bir nöral bağlantı ağı ile sonuçlandığını göstermiştir. Bu daha karmaşık beyin, çevredeki çevrenin ihtiyaçlarına uyum sağlamak için daha kolay bir zaman, mekan ve hareket olanaklarına sahip olduğunu anlamına geliyor.

  • Niş : ingilizce olan niche kelimesinin türkçeye çevrilmiş hali. uygun yer, iş, mevki anlamında olmakla beraber  ekolojide, bir canlının varlığını sürdürebildiği yaşama ortamının en küçük birimi anlamına gelir.( Kaynak : https://eksisozluk.com/nis–2160103?p=1)

Niş organizasyon ise, bir organizmanın kendi (veya başka bir türün) yerel ortamını değiştirdiği süreçtir. Bu değişiklikler, organizmanın çevresine fiziksel bir değişiklik olabilir veya bir organizma aktif olarak farklı bir ortam yaşamak için bir habitattan diğerine geçtiğinde kapsayabilir. Niş yapı örnekleri arasında hayvanlar tarafından yuvaların ve yuvaların inşası ve gölgenin oluşturulması, rüzgar hızının etkilenmesi ve bitkiler tarafından besin döngüsünün değişimi yer almaktadır. (https://www.wikizeroo.org/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvTmljaGVfY29uc3RydWN0aW9u)

Kaynak : https://www.institute4learning.com/resources/articles/neurodiversity/. http://www.2tango.org/information-athens/eight-principles-of-neurodiversity/

Armstrong, Thomas.  The Power of Neurodiversity:  Unleashing the Advantages of Your Differently Wired Brain.Cambridge, MA:  DaCapo Lifelong/Perseus Books, 2011..

Armstrong, Thomas.  The Power of Neurodiversity:  Unleashing the Advantages of Your Differently Wired Brain.Cambridge, MA:  DaCapo Lifelong/Perseus Books, 2011..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir