Sorting by

×

Otizmli ve Özel Gereksinimli Bireylerde Dans Hareket Terapisi Uygulamaları

Özgür ATLAS – Otizm TV Editör 

Dans Hareket Terapisi

Dans ve hareket ilişkisel bir eylemdir. 

Sanat Psikoterapileri Haftası vesilesiyle özel gereksinimli ve otizmli çocuklarla dans ve hareket temelli müdehaleler ve çalışma başlıklı video sunumuma hoşgeldiniz. 

Adım Özgür, psikolojik danışmanım, dans hareket terapisi uygulayıcısıyım. Üsküdarda bir terapi kliniğinde otizmli çocuklara yönelik eğitim-terapi hizmetleri geliştiriyorum. Aynı zamanda otizmtv sosyal medya kanalı editörlüğünü yürütüyorum. 

Alanda çalışırken otizmli çocukların eğitim ve terapisinde neredeyse 100 ‘e yakın eğitim ve terapi modelinin olduğunu görürüz. Bunlardan küçük bir kısmı bilimsel ve kanıta dayalı uygulama ve müdehalelerdir. Sanat terapisi de böyle bir müdehale ve terapi biçimi olarak karşımıza çıkar. Alanda yapılan kanıta dayalı çalışmaların özellikle avrupa ve amerikada zamanla arttığını yakın gelecekte bilimsel ve kanıta dayalı bir müdehale biçimi olarak görülebileceğini söyleyebiliriz.

Ben sunumumda özellikle dans hareket terapisinin müdehalelerin özel gereksinimli ve otizmli çocuklarda nasıl kullanılabileceği, yararlarını, terapi modelleri içinde alternatif olarak ne önerdiğini ve diğer terapilerden farklarını kısaca değineceğiz. Ayrıntlı bilgi ve yaklaşımları www.otizmtv.com adresinden öğrenebilirsiniz. 

Genelde ruh sağlığı hizmetlerinin özelde ise terapinin bir çeşidi olan dans/hareket terapisi yoluyla  özel gereksinimli çocuklara ulaşma ve onların hayatına ‘başka bir terapi mümkündür‘ anlayışına uygun olarak sözel ve davranışçı terapilerin dışında yaklaşmak için geliştirilmiş bir model olarak dans hareket terapisi uygulamalarına ve teorisine baktığımızda Türkçe kaynakların neredeyse hiç olmadığını görmekteyiz.

Alanda çalışan uygulayıcılar olarak 2015 den beri bazı çalışmalar yürütmekteysek de bunun henüz emekleme aşamasında olduğunu biliyoruz. Sanat psikoterapileri derneğinde ortak bir komisyonla özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar için henüz basılmamış uygulama kılavuzu dışında elimizde neredeyse kaynak yok gibi. Tabi bu çocuklarla fizik, duyu bütünleme, yoga, meditasyon ve mündfulness, fitness yani spor ağırlıklı programların uygulandığı merkezler ve bu şekilde çalışan kişiler görüyoruz. Ancak burada da dans ve hareketin terapötik biçiminden çok duyusal entegrasyon, farkındalık ve bedensel-duyusal patenlerin geliştirilmesi ve algılanması, bedensel yeterliliklerin artırılması ve bazı becerilerin geliştirilmesi amaçlı uygulandığını görüyoruz. Dans ve hareket diğer yoga, meditasyon, spor ve duyusal entegrasyon-bütünleme çalışmalarından farkı nedir ? Bunların hepside bireyin sosyal,duygusal, dil, zihin ve duygusal gelişimine katkısı yok da dans hareket müdehalelerin de mi var ? eğitsel bir müdehale olarak bu tarz çalışmalar insanın beden, zihin ve ruh terbiyesine katkısı inkar edilmez. Ama iş iyileştirme, sağlıklı olma ve insanın iyi olma haline, beden-zihin ve ruhsallık arasındaki uyum ve bütünleşme haline yardımcı olmaya yani  terapi işin içine girmesiyle bir terapist eşliğinde yürütülmesi ruh sağlığı profesyoneli, anormal davranışlar psikolojisi, bedenin terbiyesinin değil de bedenin farkındalıkları yoluyla ruhsallığın anlaşılması, farkedilmesi, ruhsal kapasitenin yeterliliğinin artırılması girdiğinde başka bir yerden bakılması gerekiyor. Yada bu tarz çalışmaların daha bütünleştirici olması için multidisipliner çalışmaların yapılası gerekiyor. Oysa fizik çalışmalarından tutun, duyusal entegrasyon ve spor çalışmalarında yeterliliklerini henüz dans hareket terapisi uygulamaları gibi değerlendirmediklerini ve buna dair kanıtsal çalışmaların henüz emekleme aşamasında olduğunu söyleyebiliriz. Peki nerden başlayacağız? 

Gelin önce bunun dünyadaki gelişimine kısaca bir bakalım. Özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklarla dans hareket uygulamaları Amerika’da 1940’lı yıllarda hastanelerde başlıyor. Özellikle 1950’lerde Mary Starks Whitehouse, 1960’lı yıllarda Janet Adler 1970’li yılarda Miriam Puder’s , Beth Kalish-Weiss bu alana oldukça katkıda bulunmuş insanlardır. ( Abaya, 2014, s.1, Levy, 1988, s.221). Ayrıca 1980’li yıllardan sonra başka eğitimci-terapislter ( Elaine Siegel, Betty Blau, Linda Salz-Citron, Rose Schenck, and Patty Schmitt ) özellikle psikoanalitik yaklaşımları bu çocuklarla yaptıkları çalışmalarda kullanmışlardır. (Levy, 1988, s.224). 

Burada özellikle Kalish Weiss adında ADTA’ya kayıtlı terapistten bahsetmek gerekir.  Otizmli çocuklarla dans ve hareket çalışmaları yaparak Beden Hareket Skalasını geliştirmiş, Otistik ve diğer atipik çocukların davranış oranlarını skalasını sekiz ölçekli olarak açıklamıştır.  (Behavior Rating Instrument for Autistic and Other Atypical Children – BRIAAC). (Bu testle  vücut hareketlerine uygun ölçek geliştirilmiş ve Laban’ın hareket eforları bu alana uyarlanmıştır. Kestenberg, Freud’un vücut hareketleri teorisi; gecikmiş, yavaş hareket eden gelişimsel geriliği olan çocuklarla çalışma yapan Tenberg, Dratman ve Teitlebaum; Hunt ve Allport gibi teorisyenlerin aktardıkları ışığında bu skalayı geliştirmiştir.  ) BMS, Beden Hareket Skalası,  normal ve atipik (otistik) çocuklarla yapılan ampirik gözlemlere dayalı gelişimsel bir çerçeve içinde onların yaptığı ilk hareketleri yerleştirerek nasıl hareket ettiklerini ortaya çıkarır (Levy, 1988, 221-223).

Dans/hareket terapisi terapötik ilişkilerin gelişmesini kolaylaştırmak amacıyla bir terapist ve otistik bir çocuk arasında sözlü ve sözsüz konuşmaları, hareketleri içeren, hareket, dans, oyun, mekan-sahne ve müzik ile ortaya çıkan bir form olarak gören J. Adler özellikle 60’lı yıllarda bu çocuklarla çalışmış önemli dans hareket terapistlerindendir. (Abaya, 2014, s.1). O, dans/hareket terapisinin birçok yönden otistik insanların ihtiyaçlarını  karşılayacak önemli terapötik kapasiteye sahip olduğunu düşünür. otizmle ilgili  pek çok tedavi yaklaşımlarından farklı olarak, dans/hareket terapisinde ilişkiyi ve dans-hareket yoluyla iletişim kalıplarını yönlendirmeyi hedeflediğini belirtir. Yaptığı bir DHT çalışmasında çocukla çalışmasında  ”Bizim için çok önemli bir andı. Bağlantı kurmuştum. Bunu hissettim ve o da bu sürece dahil oldu. Çocuktan aldığım ipuçlarıyla onu takip süreci başladı, onun dilini keşfettikten sonra ortak bir dil yarattık. Bedeniyle yaptığım  ilk iletişim sonunda kendiliğinden sözlü ifadeye yer açılmış oldu, doğrudan kendi ifade benliğine giden yol açtı. Tüm bunlar doğrudan oyun ve sosyal etkileşim ve ilişki oluşumu canlandırmış o hareketi ifade ruhu ortaya çıkardı. Ritmi birlikte hareket ederken, yalnız değildik, ama birlikteydik, bu ikimizde de topluluk duygusu, bağlantı ve bir deneyim oluşturdu. ‘’ der. 

Dans/hareket terapisi otizmli ve özel eğitime ihtiyaç duyan özel gereksinimli çocuklar için bir köprü olarak onlarla iletişim kurmanın bir aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. DHT, bireyin hayatla ve diğer insanlarla bütünleşmesini hareket yoluyla gerçekleştirmesini sağlamak için onlara duygusal, fiziksel, bilişsel katkıları olan bir terapötik ilişki biçimidir. Genelde özel gereksinimli çocukların özelde ise otistik çocukların beden algıları ve ritmleri,  hareket paternleri,  sesleri, zamanı, mekanı, akışı kullanmaları farklıdır ve dans/hareket terapisi yardımıyla bu özellikleri farkına varmaları yada geliştirmeleri çalışılabilir. Böylece, fiziksel ve öğrenme zorlukları ile sınırlı olan bu çocukların dünyasında söz sahibi olmak, bağlantılarını kolaylaştırmak ve bireylerin hayatının içine neşe getirmek için hareket terapisi kullanılabilir. 

DHT ile çocukların hareket ederek temel ve sözsüz ifadelerini genişletmeyi esas alarak yeni bir sosyalleşme ve iletişim biçimini geliştirmeye çalışılır. Beden farkındalığı oluşturmak doğrudan motor becerileri de etkiler. Kendine ilişkin daha fazla farkındalık geliştikçe diğer insanların farkında olmayı öğrenir.  Bu terapi yardımıyla kendini ve diğerlerini tanıma , ilişki kurma, göz teması artırma, paylaşım arttırılır. En önemli sorun olan sosyal etkileşim ve iletişim sorunlarında kişilerarası mesafeyi azaltmak ve güven geliştirmeye çalışılır. Çocukla yaptığı birebir örnek çalışmada non-direktif bir şekilde çalıştığını, doğaçlama kullanarak ve fırsat sunduğunu, uyum sağlayan ve ilişkiden geçerken danışanlar için hareket keşfetmeyi hedeflediğini belirtir. Yine bir başka çalışmada süreci şu şekilde açıklamış. Terapist çocuk ne yapıyor oradan başlayarak onunla bir iletişimi kurmaya çalışmış ve gerekli olan kişilerarası bağlantıyı gerçekleştirme yolunda ilk adımı bu şekilde atmıştır. Terapist bir şekilde çocuğa duruşlar, jestler, tekrarlayan ya da kendine has hareketleri getirerek çocuğun dil öğrenir. Onları daha görünür ve sesli yaparak bu hareketleri genişletip ve / veya tekrarlayarak çocukla çalışmıştır. (http://blog.adta.org/2015/04/30/a-personal-history-bringing-the-body-into-the-treatment-of-autism/)

ADMT’nin hazırladığı bir broşürde DHT ile otizmli çocuklarla ilgili şunlar belirtilir. Hareket edecek düzeyde bir çocuk ile dans/hareket terapisti çocuğun kendi dilini yaratmaya çalışabilir. Bu şekilde hareket eden çocuk bu yolculuk boyunca keşifler yapar, bulduklarını sürekli sözcüklere ve harekete, dansa dönüştürür, çocuk nasıl göründüğünü yeniden olumlu yönde tanımlamaya çalışır. Başka bir yol olarak DHT ile bilişsel deneyimlerini organize etmeye çalışabilir. Başkalarının ya da kendi vücut parçaları ile farkındalık sayesinde entegrasyon ve bütünleşme gerçekleşmeye başlar. Özel eğitime ihtiyaç duyan bireyin hareket dağarcığı genişler, hareket zenginliği görülür. İhtiyaç ve arzularını ifade etme biçimleri zenginleşir. Hareket, iletişim için bir köprü olarak dans/hareket terapisti ve birey arasında yer alır.

(http://www.adta.org/resources/Documents/DMT-with-Autism-Informational-Sheet.pdf)

Çocuklarla iletişim kurmaya çalışan dans/hareket terapistinin dikkat etmesi gerekenler,  güven ve uyum,” “vücut sınırları tanımlamak için dokunmatik kullanarak gibi,” “hareketleri, ritim ve duygular”, sözsüz hareket analizi, dans, hareket ve oyun, değerlendirme ve ilişki olarak karşımıza çıkar. Çocuğa uyumlanma ve yansıtma olacak şekilde çalışmaları başlatır. Hareket, tamamen değil, tüm şekil tasvir eden, biçim, ya da ritmik yönleri çalışılır. Kelimenin tam anlamıyla yansıtması olarak tanımlanır. Sürecin kalan aşamalarını diyalog, keşfetmek ve genişletmek, sözlü anlatım için sözsüz dilin oluşturulması terapistin malzeme listesini oluşturur. Otistik çocuklarla otantik hareket çalışmaları yapan Abaya, DHT içinde otantik hareket biçiminin çocukların sosyal, dil, bilişsel gelişimine katkıda bulunduğunu belirtir. Çocukların güçlerini fark ettiklerini,  esneklik, denge, koordinasyon ve yaratıcı hareketi artırdıklarını, mekânsal-duyusal farkındalık kazandıklarını, sınır anlayışlarını artırdığını belirtmektedir (Abaya, 2014, s.1). İlk aşamada danışan tarafından gösterilen her türlü niyet bir terapist olarak destek sunulur ve onun keşif yapması desteklenir. Çocuğun aktif olarak yer aldığı ikinci aşama etkinleştirmek,  hareket deneyimi ve çocuğun hareket repertuarını genişletir. Final eylemleri daha derin ifadeler haline nerede sahne seferber olduğunu ve odaklanmış ifade yeni bir şey gelişir. Çocuk, bu aşamada liderlik rolü verilir. Uyumlama ve yansıtma sırayla tedavi sırasında ile bir ilişki geliştirmek için kullanılır (Levy, 1988, s.223).

Türkiye’de özellikle bazı sanat terapisi uygulamaları yapan kişi ve kurumlar olduğunu görüyoruz. İnternet taramasında Mersin Mersin Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı, ZİÇEM’de özellikle müzik, drama, heykel, ritm ağırlıklı olarak hizmet üretmektedir.  Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı’nda Nilgün Türkcan tarafından yaratıcı hareket kapsamında özellikle spastik çocuklara ve zihinsel engellilere yönelik sanat terapileri uygulamaları mevcuttur. (http://www.egitimajansi.com/haber/zihinsel-engelliler-sanat-terapileriyle-hayata-baglaniyor-haberi-27926h.html). Bursa’da Yıldırım Belediyesinde müzik akademisinde yine engellilere yönelik müzikle sanat terapileri eğitimi verildiği görülmektedir (http://www.yildirim.bel.tr/sayfa.asp?mdl=haber&id=108&m_id=7).

DHT yoluyla genel olarak : Çocuğa psikolojik yardım ederek terapötik bir ilişki kurulur. Çocuk ile aralarında temas başlar. Çocuğu geliştirmek için ona iletişimsel ve yaratıcı olasılıklar sunar. Öğrenci benlik saygısını artırır. Duyuların gelişimini teşvik eder. Bir katarsis yaşamaya fırsat verir.  Kişilerarası ilişkilerin gelişmesine ve kurulmasına katkıda bulunur. Sanat malzemelerine çeşitli değerli pratik becerileri oluşturur. Dil ve konuşma fonksiyonunu, ince motor becerilerini geliştirir.  En hiperaktif üzerinde güçlü bir sakinleştirici etkiye sahiptir. 

Peki DHT çocukların hangi becerilerini geliştirir, Sosyal Oyun, Etkileşim Başlatma, Araştırma, Problem Çözmek, Pratik Yapmak, Etkinliğe Katılım, Ortak Dikkat, Seslendirme, Amaçlı İletişim, Karşılıklı Konuşma/ Sohbet, Güven, Empati Kurmak, İşbirliği Yapmak, Duygusal Düzenleme, Kendine Güven, Duyguları farkındalığı ve Kontrol Etmek.  

Genel olarak çocukların: 

Dürtüsel ve uygunsuz davranışları kontrol edebilme

Yönergeyi takip edebilme

Diğerlerini dinleyebilme

Diğer grup üyeleri ile göz teması kurabilme

Sakinleşmek

Grup üyeleriyle iletişim başlatmak, sürdürmek ve sonlandırmak

Duyguları ifade edebilme

Duyguları sözel yada sözel olmayan şekilde gösterebilme, anlatabilme

Destek verebilme ve alabilme

Fiziksel gerilimi azaltmayı öğrenebilme

Öz beden farkındalığını artırma

Hareket paternlerini farklılaştırma, genişletebilme vb. gibi hedefleri gerçekleştirmelerine çalıştığını söyleyebiliriz. 

Ayrıca dans hareket terapisinde önemli olan hareketin derinlemesine gözlemlenmesi ve bireyin iç dinamikleriyle bağlantılandırılması konusu önemlidir.  Hareket yoluyla bedenimizi araştırmaktan başka bedenlere ulaşmaya çabaladığım bu süreçte beden ve zihnin birbiriyle sürekli etkileşim içinde bir bütün olarak görmeye başlıyorsunuz, ayrıca yaptığımız, seçtiğimiz veya bizden çıkan hareketler ve sözler arasında köprüler kurmaya çalışmak, yaşantılarımız ve iç görümüzü birbirleriyle ilişkilendirmeye çalışmak, müziğe ve ritme kendiliğinden verdiğimiz tepkileri değerlendirmek çocukların gündelik yaşantımın bir parçası ve diğer yaşam alanlarında da kullandığı bir araçlar ve ilkeler olmaya başladı. Hareketlerin bazı duyguları, imajları, sembolleri, imgeleri, hisleri harekete geçirdiğini gördüğünüzde terapinin başka alternatif duyusal, düşünsel, sezgisel ve duygusal boyutlarında daha dikkatli olmaya çabaladıklarını görürsünüz.  Gruba hareket önermek, kendi isteğini takip etmek yada risk almak, gruba ne kadar uyacağına karar vermek, kendin ve grup arasında dengede kalmak, bedenimizin neye ihtiyacı olduğunu daha iyi düşünmek öne çıkan öğeler olmaya başlıyor. 

Kısaca DHT yoluyla özel gereksinimli ve otizmli çocuklara yönelik çalışmalar sayesinde bir çok kavramı iyileşme, sağlıklı bir iyi olma haliyle terapatik bir sürecin farklı bir tarzı olarak kafamda yeniden kurulur.  Bütün beden bağlantısallığını düşünmek,  günlük hayatta borçlu olduğumuz nefesi tekrar yerli yerine oturmak, toprakla, yerle köklenme isteğini bir gelişimsel süreçin bir parçası yapmak, niyetimizi netleştirmek, hareketlerin çok yönlü, zengin ve karmaşık yönlerini düşünmek, içimiz ile dışımız arasındaki ilişkilerin anlamını öğrenmek, hareketin işlevsel ve ifadesel özellikleri yakın ilişki içinde olduğunu anlamak, etkin ve aktif hareketler oluşturmak için neye ihtiyacımız olduğunu keşfetmek, bedenin kendini tazelemesi ve hareket canlılığını sürdürmesi için kullandığı doğal bir döngü olan gayreti toparlamak, hareketin  cümleler halinde gerçekleştiğini deneyimlemek, hareketlerimizin de yaşam gibi, tamamen kişisel bir yolculuk, bir macera olduğuna tanıklık etmek bu süreçte üzerinde düşünmek önemli hale gelir. (Garcia ve Plevin, 2002, s.25-43). 

Beden asla yalan söylemez. Eğitim terapi ortamı iki kişiliktir. Terapiste oradadır ve terapistin bedeni de çocuğun bedeninde yankılanır. Bu süreç terapiste de çok farklı bir süreç ve yeni bir farkındalık evresine denk gelir. Bu farkındalık evresinde imgelem dünyamız, beden ve ruh bağlantılarım yeniden şekillenir. Yeni ve farklı hareket paternleri kazanıyor, alışkanlarımızla yüzleşir ve yeni olan bazı ilişkilerle yüzleşmek zorunda kalırsınız. Çünkü ortada ayna nöronlar, nöroplastite, bedenin nörobiyolojik işlevselliği, sağ beynin örüntülerinin tekrar işlenmesi, özerklik, öznelerarası ilişkisel farklılıkların ve psisikosomatik deneyimlemenin farklı alanlarında yeniden bir düşünme,hissetme ve deneyimleme olacağı bulursunuz. 

Evet bir süreci kelimelerin diline döküp, deneyim sürecini kısa bir video sunuma aktarmanın zorluğunun farkında olarak ve kafanızda bazı soru işaretlerini beraberinde getirdiğini varsayarak ve bunlar için farklı alanlara buluşmalar içinde olduğumuzu bilmenizi isteyerek sunumu bitiryorum. Farklı deneyim alanlarında buluşmak üzere diyor ve bana otizmtv.com ve otizmtv sosyal medya platformlarından ulaşabileceğinizi söyleyerek sevgiler sunuluyorum. Son sözüm: 

Başka bir terapi mümkündür. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.