Özel Eğitimde Temel Kavramlar

Prof. Dr. Atilla Cavkaytar – Anadolu Üniversitesi

Özel eğitime gereksinimi olan çocukların tanımlanmasında zedelenme, yetersizlik, engel, risk gibi kavramlar sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bu kavramlar hakkında bilgi sahibi olmanın özel eğitime gereksinimi olan bireyleri anlamada okuyuculara ve uygulamacılara yardımcı olacağı düşünülmektedir.

Zedelenme: Bireyin psikolojik, fizyolojik, anatomik özelliklerinde geçici ya da kalıcı türden bir kayıp, bir yapı ya da işleyiş bozukluğu olması durumudur (Özsoy, Özyürek ve Eripek, 1989; WHO, 1993). Özyürek (2006), zedelenmeyi “organların yapısındaki biyofiziksel ve kimyasal bozukluklar” olarak tanımlar. Bu tanımlara göre, beyinde, gözde, kulakta çeşitli nedenlerden dolayı zedelenmeler olabilir. Ör- neğin, kulağın biyofiziksel yapısının bozuk olması bir zedelenmedir. Ancak, birey- de zedelenmenin olması her zaman yetersizlikle karşılaşmasına yol açmayabilir.

Yetersizlik: Yetersizlik, bir şeyi yapmada yeterli olmama, belirli bir şekilde davranmada sınırlı kapasite olarak tanımlanmaktadır (Eripek, 2005). Özyürek’e (2006) göre ise, zedelenmelerin sonucu organın işlevini yerine getirememesi du- rumudur. Zedelenmeden etkilenmiş olmasından dolayı bireyin bedensel ve zihin- sel davranışları sınırlanır. Kulağında zedelenme olan bireyin işitememesi o bireyin yetersizliğidir.

Özür/Engel: Bireyin yetersizlik yüzünden yaş, cinsiyet, sosyal ve kültürel fak- törlere bağlı olarak oynaması gereken rolleri gereği gibi oynayamama durumda kalmasına özür/engel denir (Cavkaytar ve Diken, 2005; Özsoy, Özyürek ve Eripek, 1989). Özyürek (2006)’e göre. özür/engel, yetersizlikten dolayı toplumsal ve duygusal davranışlarında görülen sapmalardır (Pek çok yetersizlik çok küçük çevresel düzenlemelerle ortadan kaldırılabildiği gibi, pek çoğu da çevrenin beklentileriyle birlikte birey için altından kalkılması güç ağır bir yük de olabilmektedir. Eğer çev- renin beklentileri bireyin yapabildiklerinin üzerinde olursa birey bu beklentileri karşılayamaz duruma düşebilecek, dolayısıyla özür/engel durumuyla karşılaşabi- lecektir (Cavkaytar ve Diken, 2005). Özyürek (2006, s. 38) yetersizlik ve özür kav- ramları arasındaki ilişkiyi örneklendirerek şöyle açıklar:

  • Zedelenmeden etkilenmiş kişinin yetersizliği, yetersizlikle doğrudan il- gili özre yol açabilir. Kolları yoktur ve organ, işlevini yerine getiremedi- ğinden kişi sıradan kapıları açamadığı için ortopedik özürlüdür.
  • Yetersizlikten etkilenmiş kişinin özrü, yetersizlikle doğrudan ilgili ol- mayan diğer davranışlarına da yayılmış olabilir. Örneğin, ortopedik ye- tersizliği olan kolları olmayan çocuğun kapı kollarını tutmaması yeter- sizliğidir. Kapı kollarını açamaması özrüdür. Ancak topu arkadaşlarına atmayı gerektiren oyun etkinliklerine alınmayarak elleriyle kapı kollarını açamama özrü, ayakla topu diğerlerine atma oyun etkinliklerine de ta- şınmıştır. Kolları olmayan çocuğun sadece hareket etme davranışları et- kilenmemiştir. Ama yetersizliğinden dolayı ellerini kullanmayı gerektir- meyen oyun etkinliklerine katılımı sınırlandırıldığı gibi diğer yaşantılara da katılımı sınırlandırdığı olur.
  • Özür yetersizlikle ilgili davranışlarla sınırlı kalmayıp, diğer davranışlara da bulaşır, bulaştırılır. Örneğin, bu kişinin kas iskelet sistemi zedelenme- miş olsaydı, ana babası, diğer yetişkinler ve çocuklar ona farklı şekilde davranmayacak, o da farklı olduğu duygusuna kapılmayacak ve kendi- sini diğer kişilerden daha az değerli görmeyecekti. Yetersizlik hareketle- rini sınırlandırmakla kalmamış, yetersizliğiyle doğrudan ilgili olmayan etkinlikleri, yaşantıları ve kendine bakışını da sınırlandırmıştır.
  • Özrü bir bakıma, kapılara kapı kolları koyarak, toplum yaratır. Kapı kol- ları olmadan da açılabilen kapılar olduğunda yetersizliği olan kişi artık özürlü değildir.Eripek (2007) durumu önleme açısından da değerlendirerek, yetersizliği olan bireye gerekli bilgi ve beceriler kazandırıldığında, sosyal ve gerektiğinde fiziksel çevrede bazı değişikliklere gidildiğinde yetersizliğin engel durumuna dönüşmesi- nin önlenebileceğini vurgulamaktadır.Risk Taşıma: Risk taşıma, halen bir yetersizliği belirlenemeyen ancak ileride yetersizlik gösterme şansı ya da olasılığı normalde beklenenden daha fazla olan çocukları ifade etmektedir (Eripek, 2005, s. 4). Risk taşıma kavramı, erken müdahale programları, erken eğitim, erken çocukluk özel eğitimi gibi okulöncesi özel eğitim uygulamalarında çoğunlukla kullanılan bir kavramdır. Riskli çocuk teri- mi, özellikle okulöncesi dönem çocuklarına sunulacak özel eğitim hizmetlerinin planlanmasında oldukça önem taşımaktadır. Bu kavramlardan sonra özel eğitime gereksinimi olan çocuklar ve özel eğitim kavramlarının tanımlanması da bize ışık tutacaktır.

Kitabı Satın Almak İçin :

https://www.pegem.net/kitabevi/120444-Okul-Oncesi-Egitimde-Ozel-Ogretim-Yontemleri-kitabi.aspx

Kaynak :

https://www.pegem.net/dosyalar/dokuman/1432019083538Pages%20from%20baski.onay.%20ÖZEL%20EĞİTİM.pdf

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir