Giriş
Bu yazı, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan bireylerin nasıl düşündüğünü ele aldığım iki bölümlük yazı dizisinin ikinci kısmıdır. İlk bölümde “somut düşünme” ve “duyusal düşünme” üzerine odaklanmıştım. Bu bölümde ise “dikkat” ve “duygusal düşünme” konularını açıklayacağım.
Bu dört düşünme biçimi, otizmli bireylerin bilgiyi nasıl işlediğini, kararları nasıl aldığını ve çevrelerini nasıl algıladığını anlamamıza yardımcı olur.
Başlamadan Önce İki Önemli Not
- Otizm bir yelpazedir: Her otizmli birey aynı şekilde düşünmez. Burada anlattıklarım bazı kişiler için geçerliyken, bazıları için geçerli olmayabilir.
- Duygusal algı farklıdır: Otizmli bireyler genellikle başkalarının duygularını sezgisel olarak anlamakta zorlanır. Çevrelerindeki insanların ne hissettiğini fark edemeyebilir ya da bununla ilgilenmeyebilirler. Bu, onların dünyayı algılayışını doğrudan etkiler.
1. Dikkat: Odaklanma Tarzı ve Esneklik Eksikliği
Otizmli bireylerin dikkat ve planlama süreçlerinde bazı farklılıklar vardır. Örneğin:
- Bir hedef belirleyip ona ulaşmak için adım adım ilerlemekte zorlanabilirler.
- Hangi adımın önce, hangisinin sonra geleceğini belirlemekte güçlük çekebilirler.
- Büyük bir işi daha küçük parçalara bölüp organize etmek zor olabilir.
Günlük Hayattan Örnek:
Bir otizmli birey, bir arkadaşının doğum günü için hediye almak isteyebilir. Ancak hangi mağazaya gideceğini, bütçesini, zamanını nasıl ayarlayacağını planlamakta zorlanabilir. Sonuçta ya bu işi erteleyebilir ya da tamamen unutabilir.
Esnek Düşünememe:
Otizmli bireyler bir probleme alıştıkları bir şekilde yaklaşırlar. Bu yöntem işe yaramazsa bile başka bir yol denemekte zorlanabilirler.
Örneğin, bir kutuyu her zaman belirli bir rafın içine sığdırmaya çalışan biri, kutu sığmadığında yönünü değiştirmek gibi basit bir çözümü akıl edemeyebilir.
İç Dünyalarına Odaklanma
Otizmli bireyler dış çevreye değil, iç düşüncelerine daha çok odaklanma eğilimindedir. Sosyal sinyalleri, başkalarının ne yaptığı ya da ne hissettiği gibi dış uyaranları fark etmeleri bu yüzden zaman alabilir.
2. Duygusal Düşünme: Duygular Yerine Gerçekler
Otizmli bireyler genellikle duygulara değil, olgulara ve gerçeklere odaklanırlar. Duygularla iletişim kurmak ya da onları anlamlandırmak zor olabilir. Bu nedenle sosyal ilişkilerde zorluklar yaşayabilirler.
Temple Grandin’den Bir Anlatım:
Kendisi otistik olan Dr. Temple Grandin, duyguları anlamayı “bilgisayara bir program yüklemek” gibi tarif eder. Yani duyguları doğrudan hissetmek yerine, davranışlara bakarak hangi duygunun yaşandığını tahmin etmeye çalışır. Bazen doğru çıkar, bazen de yanılır.
Günlük Hayattan Örnek:
Bir arkadaşınızın yüz ifadesi mutsuz görünüyorsa, otizmli biri bu ifadeyi fark etmeyebilir veya yanlış yorumlayabilir. “Gülümsemiyor, ama hasta mı, yoksa bana kızgın mı?” gibi kafasında belirsizlikler oluşabilir. Bu durum, kişinin sosyal ilişkilerini zorlaştırabilir.
Genel Sonuç
Otizmli bireyler çoğunlukla:
- Gerçekçi ve somut düşünürler (mecazları anlamakta zorlanabilirler).
- Duyular üzerinden bilgi alırlar (görsel, işitsel, dokunsal vb.).
- İç dünyalarına odaklanırlar (başkalarının ne düşündüğü ikinci planda kalabilir).
- Duyguları değil, bilgiyi temel alarak karar verirler.
Bu düşünme biçimlerini anlamak, hem otizmli bireylerin kendilerini daha iyi tanımalarına hem de çevresindekilerin onlara daha iyi destek olmasına yardımcı olabilir.
Kapanış:
Otizmli bireyler farklı şekillerde düşünürler. Bu farklılıkları anlamak, onları etiketlemek yerine, onların dünyasını anlamaya çalışmak demektir. Bu anlayışla yaklaştığımızda, hem bireysel hem toplumsal düzeyde çok şey kazanabiliriz.