Hetti Bywater
(DEHB tanılı olgun bir psikoloji öğrencisi ve TASO İletişim Asistanı)
Nöroçeşitlilik Kutlama Haftasında Düşünmek
Nöroçeşitlilik Haftası’nı kutlarken, kendi deneyimlerimden yola çıkarak bu farklılıkların ne anlama geldiğini ve toplum olarak nasıl daha kapsayıcı olabileceğimizi paylaşmak istedim. Ben bir psikoloji öğrencisiyim. Aynı zamanda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanım var. Yani beynim biraz farklı çalışıyor. Bu hem zorlayıcı hem de öğretici bir yolculuk oldu.
Dünya Neden Bize Göre Tasarlanmadı?
DEHB’li ya da otizmli biri olarak yaşamak, bazen kendi oyun kurallarınızla değil, başkalarının kurallarıyla bir yarışa katılmak gibi. Düşünsenize; bir balığı ağaca tırmanma becerisine göre değerlendirseniz, başarısız olur, değil mi?
Ama ne yazık ki okullar, işler, sınavlar… hep tek bir öğrenme ya da düşünme biçimine göre tasarlanmış. Bizler ise dikkat dağınıklığı, aşırı odaklanma, duyusal hassasiyet gibi özelliklerimizle bu sistemin dışına taşabiliyoruz. Ve bu durum, potansiyelimizi göstermemizi zorlaştırıyor.
Gizlemek Zorunda Kalmak
Toplumda “normal” kabul edilen kalıplara uymak için birçok nöroçeşitli insan, kendisini gizlemek zorunda hissediyor. Kadınlar için bu durum daha da ağır. Çünkü genellikle “uyumlu” olmaları bekleniyor. Bu da onların otizm ya da DEHB gibi tanılar almalarını geciktirebiliyor. Aynı zamanda ruhsal sorunlara zemin hazırlıyor.
Farklılık mı, Eksiklik mi?
Ben kendi adıma, DEHB’li olmanın bir “eksiklik” değil, beynin sadece farklı bir şekilde çalışması olduğunu düşünüyorum. Bizler, alışılmış kalıpların dışına çıkabilen, yaratıcı çözümler üretebilen bireyleriz.
Evet, zorlandığımız yanlar var. Ama aynı zamanda büyük potansiyellerimiz de var. Eğer bu potansiyeller desteklenirse, çok şey başarabiliriz.
Engellilik mi, Nöroçeşitlilik mi?
Bu noktada, kullanılan kelimeler ve kavramlar önemli. “Engelli” denildiğinde bazı haklara ve yasal düzenlemelere erişim sağlanıyor. Ancak aynı zamanda olumsuz damgalanma riski de var.
Bu nedenle nöroçeşitlilik topluluğunda farklı görüşler var:
- Bazı bireyler kendilerini “engelli” olarak tanımlamayı güçlendirici buluyor.
- Bazıları ise “farklı ama eksik değilim” demeyi tercih ediyor.
Bu çeşitlilik normal ve saygıyı hak ediyor. Çünkü herkesin deneyimi kendine özgüdür.
Sosyal Model Ne Diyor?
Sosyal model, engelin bireyde değil, toplumdaki engellerde olduğunu söyler.
Örneğin:
- Rampa olmayan bir bina → tekerlekli sandalye kullanan biri için engel
- Gürültülü bir sınıf → duyusal hassasiyeti olan biri için engel
- “Bu kişi tembel” yargısı → dikkat sorunu yaşayan biri için engel
Yani sorun kişinin farklı olması değil, toplumun bu farklılığa yer açmamasıdır.
Değişim Zamanı: Neler Yapılmalı?
Nöroçeşitli bireylerin gelişmesi için ortamların esnek olması gerekiyor.
Eğitim kurumları ve işyerleri:
- Esnek ders saatleri,
- Online eğitim seçenekleri,
- Farklı iletişim yolları (yazılı, görsel),
- Sessiz çalışma alanları gibi uygulamaları hayata geçirebilir.
Pandemiyle birlikte birçok kurum bunu yapabildi. Bu da aslında istenirse mümkün olduğunu gösteriyor.
Üniversitelerde Nöroçeşitliliğe Desteğin Geliştirilmesi
Birleşik Krallık’ta devlet, DSA (Engelli Öğrenci Ödeneği) gibi sistemlerle öğrencilere destek vermeye çalışıyor. Ancak başvuru süreci özellikle dikkat sorunları olan öğrenciler için zorlayıcı. Neyse ki son zamanlarda bu süreci basitleştirmeye yönelik adımlar atıldı.
Yine de daha fazla kişiselleştirilmiş destek sistemlerine ihtiyaç var. Her öğrencinin ihtiyacı farklı çünkü.
Sizin Bakış Açınız Ne?
Nörodiverjansı “engel” ya da “farklılık” olarak görmek kişisel bir tercih. Önemli olan, bireyin bu konuda ne hissettiğine saygı duymak.
Toplum olarak ise görevimiz açık: her bireyin eşit ve saygı duyulan bir öğrenme ortamına erişmesini sağlamak.
Son Söz
Nöroçeşitlilik, yalnızca otizm, DEHB veya disleksi gibi tanıları değil, insan beyninin çeşitliliğini kutlamaktır.
Bu farklılıkları anlayarak, destekleyerek ve saygı duyarak hepimiz için daha adil, daha zengin bir dünya kurabiliriz.
Nöroçeşitlilik Haftanız kutlu olsun!