Giriş: Otizmde Düşünme Biçimleri Nasıl Farklıdır?
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan kişiler, dünyayı çoğumuzdan farklı bir biçimde algılar ve düşünürler. Bu düşünme tarzlarının anlaşılması, hem onların davranışlarını daha iyi anlamamızı sağlar hem de onlarla daha etkili iletişim kurmamıza yardımcı olur.
Bu yazı, OSB’li bireylerin düşünme biçimlerinden iki temelini—somut düşünme ve duyusal düşünme—ele alıyor. Bunlar, OSB’de sık görülen ama herkeste aynı şekilde görülmeyen baskın düşünce tarzlarıdır.
Somut Düşünme: “Ne Görürsen, Onu Alırsın”
Somut düşünme, işin özünde gerçekçi ve doğrudan düşünmek demektir. Somut düşünen bir kişi için, bir şey tam olarak göründüğü gibidir ve onun başka bir şeyi temsil ettiğini kabul etmek zor olabilir.
Günlük hayattan örnek:
Bir çocuk karton bir tüpü eline alır ve onun bir teleskop olduğunu hayal eder. Ancak somut düşünen biri için bu karton tüp sadece kartondur; “Bu teleskop değil” der ve hayal gücünü bu tür soyut benzetmelerle genişletmekte zorlanır.
Somut düşünme, OSB’li bireylerde sosyal iletişimde de kendini gösterir. Örneğin, birisi yüzünde öfke ifadesi varken başka bir zaman benzer bir ifadeyi görünce, somut düşünen kişi bu ifadeyi aynı duygu olarak algılamayabilir çünkü her anı birbirinden bağımsız olarak değerlendirir.
Bu durum, çevremizde yaygın olan “bir davranış her zaman aynı anlama gelir” gibi genel varsayımların OSB’li kişiler için geçerli olmadığını gösterir.
Duyusal Düşünme: Dünyayı Hisler Üzerinden Anlamak
Çoğumuz dünyayı önce kelimelerle, kavramlarla anlarız. Ancak OSB’li birçok kişi, dünyayı önce duyusal özellikleriyle yani hislerle, seslerle, kokularla, renklerle algılar.
Bir arkadaşınızın değişen görünümü meselesi:
Örneğin, bir arkadaşınız saç stilini değiştirir, farklı kıyafetler giyer ya da gözlük takar. Çoğu insan bunu kolayca tanır ama duyusal düşünme baskınsa, bu değişiklikler o kişi için “farklı biri” algısını yaratabilir. Çünkü arkadaşın kokusu, sesi, ya da görünümü alışıldık duyusal kalıptan farklılaşmıştır.
Duyusal düşünme, OSB’li kişilerde sıkça görsel düşünme şeklinde ortaya çıkar. Yani, yeni bir kavramı öğrenirken önce bunu kafalarında tam bir resim olarak canlandırırlar, sonra bunu kelimelere dökerler. Örneğin “köpek” dediğinde, aklına belirli bir köpeğin resmi gelir, dilsel anlamdan önce bu görsel temsil vardır.
Ama herkes için görsel düşünme baskın değildir. Bazıları için koku, dokunma veya sesler daha ön plandadır. Böylece kelimeler, o duyusal deneyimle bağlantı kurulduktan sonra anlam kazanır.
Düşünme Biçimleri Nasıl Değişir?
OSB’de somut ve duyusal düşünme, sabit ve değişmez değildir. Kişiler arasında ve aynı kişinin farklı durumlarındaki düşünme biçimi değişkenlik gösterebilir.
Mesela, normalde orta derecede somut düşünen biri, stres altındayken çok daha somut ve detaycı olabilir. Ya da duyusal düşünme baskınken bazen kelimeler ve soyutlama daha ön plana çıkabilir.
Bu esneklik, OSB’li bireylerin her durumda aynı şekilde düşünmediğini, davranmadığını ve hissetmediğini gösterir.
Önemli Not: Otizmli Bireyler Aynı Değildir
Otizm Spektrum Bozukluğu çok geniş ve karmaşık bir tanımdır. Bu nedenle, OSB’li kişilerin düşünme biçimlerini tek bir kalıba sığdırmak yanlış olur. Bazıları burada anlatılan özellikleri taşıyabilir, bazıları ise hiç taşımayabilir.
Bu çeşitlilik, hem otizmin hem de insan doğasının zenginliğidir.
Sonuç: Otizmde Düşünme Biçimlerini Anlamak İletişimi Kolaylaştırır
Somut ve duyusal düşünme, OSB’li kişilerin dünyayı nasıl algıladıklarına dair temel ipuçları sunar. Bu düşünce tarzlarının farkında olmak, hem destek verenler hem de çevredekiler için iletişimi daha saygılı ve etkili kılar.
Özet:
- Somut düşünme: Nesneleri, olayları tam anlamıyla, oldukları gibi algılamak ve soyutlamada zorlanmak.
- Duyusal düşünme: Dünyayı hisler ve duyular aracılığıyla algılamak, kelimeleri bu deneyimlere bağlamak.
- OSB’de bu düşünme tarzları farklı kişilerde ve farklı durumlarda değişiklik gösterebilir.
- Otizmli bireyleri tek tip olarak görmek yanlış; çeşitlilik ve bireysellik çok önemlidir.