İnsanlar korku gibi yoğun duygular yaşadıklarında, başkaları tarafından hissedilebilen ve bir tür duygusal bulaşıcılık yaratan kimyasallar salgılar. Bu “koku”, etrafımızdakilerin ruh hallerini ve davranışlarını bilinçsizce etkileyebilir. Örneğin, otistik olmayan bir kişi, korku salgılayan bir ter kokladığında kalp atış hızında artış yaşayabilir. Ancak otistik bireylerin bu tür kimyasal sinyallere tepkisi şaşırtıcı derecede farklı olabilir.
Duyguları “Koklamak” Otizmli Bireyler İçin Nasıl İşliyor?
Otistik bireylerin yüz ifadelerini yorumlamakta zorlandığı bilinen bir gerçek. Ancak yapılan araştırmalar, sözel olmayan iletişimin bir parçası olan kokularla da benzer zorluklar yaşadıklarını ortaya koyuyor. Çoğu insan mutluluk, korku veya saldırganlık gibi duyguları işaret eden kokuları ayırt edebilir ve bu da kendi duygusal durumlarını etkiler.
2017 yılında yapılan bir araştırma, otistik ve otistik olmayan grupları test etti. Her iki grup da kokuları algılayabilse de, tepkileri bambaşkaydı:
- Otistik olmayan katılımcılar, paraşütle atlayan (korku yaşayan) kişilerin ter örneklerini kokladıklarında kendi vücutlarında korku benzeri bir tepki verdiler. Ancak egzersizden kaynaklanan “sakin” ter kokusu onların kaygı seviyelerini artırmadı.
- Otistik katılımcılar ise tam tersi tepki verdi: Korkuyu kokladıklarında daha sakinleşirken, sakin ter kokusu aldıklarında kaygı seviyeleri arttı.
Güven ve Korku Kimyasalları
Araştırmacılar, robotik mankenler aracılığıyla farklı kokular yayan ve katılımcılardan görevler yapmalarını isteyen bir deney de gerçekleştirdi. Sonuçlar yine dikkat çekiciydi:
- Otizmli bireyler, korku salgılayan mankene daha fazla güvenirken, sakin kokan mankene daha az güvendiler.
- Bu durum, korku yayan mankenlere daha az güvenen otistik olmayan insanların davranışının tam tersiydi.
Ek bir deneyde, terde bulunan heksadekanal adlı sakinleştirici bir kimyasal, yüksek bir sesle birlikte ortama verildi. Otistik olmayan kişiler heksadekanal salgılandığında sakinleşirken (daha az göz kırptılar), otistik kişilerde ise göz kırpma tepkilerinde artış görüldü; bu da daha fazla korktuklarını gösterdi.
Aşırı ve Yetersiz Duyarlılık
2017’de yapılan bir meta-analiz, otizmli bireylerde koku alma duyusunun hem eksik (hiposensitivite) hem de üstün (hipersensitivite) olabileceğine dair geniş bir yelpazede sonuçlar gösterdi. Bu durum, otistik spektrumdaki bireylerin duyusal deneyimlerinin ne kadar çeşitli olabileceğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Bu araştırmalar, otistik beyinlerin duygusal kimyasalları ve sosyal ipuçlarını nasıl farklı işlediğini anlamak için önemli bir adım sunuyor. Bu bilgiler, otistik bireylerin duyusal dünyalarına ve sosyal etkileşimlerine daha kapsayıcı bir şekilde yaklaşmamıza yardımcı olabilir.