Otizm spektrum bozukluğu (OSB) hakkında farkındalık her geçen gün artıyor, tanı kriterleri gelişiyor. Ancak buna rağmen, birçok çocuk OSB tanısını maalesef hala çok geç alıyor. Oysa erken ve yoğun müdahalenin çocukların uzun vadeli gelişimleri üzerinde ne kadar büyük bir etkisi olduğu biliniyor. Peki, bu gecikme neden hala devam ediyor?
Epidemiology and Psychiatric Sciences dergisinde yayımlanan bir makale, bu kalıcı soruna ışık tutuyor ve çocukların ihtiyaç duydukları desteğe zamanında ulaşabilmesi için daha iyi sistemlere ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Veriler Ne Diyor?
Makale, bir çocuğa OSB tanısının ikinci doğum gününden önce güvenilir bir şekilde konulabileceğini gösteren araştırmalara atıfta bulunuyor. Ancak uluslararası düzeyde ortalama tanı yaşı çok daha ileri; genellikle 4 ila 5 yaş civarında. Bu durum, erken müdahale için kritik bir fırsat penceresinin kaçırıldığı anlamına geliyor.
Yazarlar, İtalya’da yapılan geniş kapsamlı bir çalışmadan bahsediyor. Bu çalışma, OSB tanısı konulan çocuk sayısının artmasına rağmen, bu artışın temel olarak çocuğun daha ileri yaşlarda tanı almasından kaynaklandığını gösteriyor. Bu da OSB yaygınlığındaki artışın sadece vaka sayısının yükselmesiyle ilgili olmadığını, aynı zamanda vakaların geç tespit edilmesinin de önemli bir rol oynadığını ortaya koyuyor.
Karşılaştığımız Zorluklar
Peki, bu gecikmeye ne gibi faktörler katkıda bulunuyor? Makale ve ilgili araştırmalar, birkaç önemli noktaya işaret ediyor:
- Eşlik eden durumlar: Bazen bir çocuğun erken belirtileri, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) veya duyu işleme sorunları gibi başka durumlara yanlış bir şekilde bağlanabiliyor. Bu tanılar doğru olsa bile, altta yatan otizmin tespitini istemeden de olsa geciktirebiliyor.
- Değişken belirti profilleri: Otizm belirtileri her çocukta çok farklı şekillerde kendini gösterebilir. Bazı çocuklar, belirgin belirtileri ancak daha ileri yaşlarda, sosyal talepler arttığında gösterebilir. Bu da erken çocukluk döneminde fark edilmelerini zorlaştırır.
- Cinsiyet yanlılığı: Makale, cinsiyetin de bu süreçte rol oynayabileceğini belirtiyor. Erkek çocuklarda kırmızı bayrak olarak görülen özellikler (örneğin, motor becerilerdeki zayıflık) kız çocuklarda gözden kaçırılabiliyor, bu da onların tanılarının gecikmesine yol açabiliyor.
- Sınırlı kaynaklar: Otizm tanı süreci karmaşık ve uzmanlık gerektirir. Birçok bölgede bu alanda eğitimli uzmanların yetersiz olması, tanı sürecini uzatan önemli bir faktör.
- Ebeveynlerin farkındalık seviyesi: Ailelerin OSB hakkında yeterli bilgiye sahip olmaması veya belirtileri erken fark edememesi de gecikmelere neden olabilir.
Ne Yapılmalı?
Makalenin vurguladığı ana mesaj oldukça net: Amacımız, “tanı koymak için daha hızlı olmaya çalışmak”değil, “tanı konulma gecikmelerini azaltmaya odaklanmak” olmalı. Bu, tanı konulmasını kolaylaştıracak daha iyi sistemler oluşturarak ve ebeveynleri çocuklarının gelişimsel dönüm noktaları hakkında bilgilendirerek başarılabilir. Çocukların doğumdan itibaren gelişimsel izlemleri ve risk altında olanların erken yönlendirilmesi, bu sorunun çözümü için hayati öneme sahip.