Aşağıda, “2021 Yılı Yunanistan’da Otizm Yaygınlığı ve Tedavi Verileri” başlıklı akademik makalenin kısa bir özeti vardır.
2021 Yılında Ne Oldu?
Yunanistan’da 2021 yılına dair yayımlanan kapsamlı bir çalışmaya göre; 2–17 yaş arası 15.706 çocuk otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısı aldı. Bu sayı, ülke genelinde her 100 çocuktan yaklaşık 1’ine otizm tanısı konduğu anlamına geliyor. Ancak dikkat çeken bir başka veri daha var: Bu çocuklar için bir yılda toplam 6.117.910 terapi reçete edildi.
Yani, bir çocuk yılda ortalama 390 kez terapiye yönlendirilmiş. Bu, neredeyse her iş gününe birden fazla seans anlamına geliyor!
Cinsiyet Farkı: Kızlar Gözden Kaçıyor mu?
- Otizm tanısı alanların:
- %79’u erkek (12.380 çocuk)
- %21’i kız (3.326 çocuk)
Bu oran, erkeklerin otizm tanısı alma ihtimalinin kızlara göre 3.5 kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Ancak uzmanlar, kız çocuklarının otizm belirtilerini “maskeleme” eğiliminde olduklarını, bu yüzden tanı alma yaşlarının genellikle geç olduğunu vurguluyor. Yani fark edilmemiş binlerce kız çocuk olabilir.
Coğrafi Eşitsizlikler: Bölgeye Göre Tanı Oranları
Tanı oranları bölgeden bölgeye ciddi farklılıklar gösteriyor:
- En yüksek oran: Girit (%1.33)
- En düşük oran: Kuzey Ege (%0.42)
Bu farklar, bölgeler arası teşhis olanakları, sağlık personeli dağılımı ve toplumsal farkındalık düzeyleri ile ilişkili olabilir.
En Sık Reçetelenen Müdahaleler
Otizm tanısı alan çocuklara uygulanan terapiler arasında en yaygın olanlar:
- Dil ve konuşma terapisi (%28)
- Ergoterapi (iş-uğraş terapisi) (%27)
- Özel eğitim (%20)
Buna karşın, aile terapisi oranı sadece %0.11. Aile desteği, otizmli çocukların gelişiminde hayati bir rol oynarken, bu kadar düşük bir oranda sunulması düşündürücü.
OTSİ Yorumu: “Otizmli çocuklar yalnız değildir. Aileleriyle birlikte desteklenmelidir.”
Yüksek İşlevli Otizm ve Görünmez Tanılar
Verilerde, Asperger sendromu (F84.5 kodu) neredeyse hiç görünmüyor. Bu, yüksek işlevli otizmli bireylerin ya hiç tanı almadığını ya da sağlık sistemine kaydolmadığını düşündürüyor.
- Bu çocuklar genellikle sosyal zorluklarını “idare eder” görünse de,
- Sıklıkla depresyon, kaygı, travma ve dışlanma yaşarlar.
- Tanı almadıkları için uygun eğitim ve psikolojik desteklerden mahrum kalırlar.
Unutmayalım: Herkesin görünür bir engeli olmayabilir. Ama herkesin desteğe hakkı vardır.
Kamu Sağlığı Perspektifi Neden Şart?
Araştırmanın en önemli önerisi şu: Otizme sadece klinik değil, kamusal sağlık penceresinden bakılmalı.
Bu ne demek?
- Otizm, yalnızca bireysel bir “rahatsızlık” değil; toplumun tüm yapısını etkileyen bir eşitsizlik alanı.
- Eğitim, sağlık ve istihdam politikaları bütüncül şekilde ele alınmalı.
- Erken tanı, erişilebilir terapi, aile desteği ve toplumsal farkındalık birlikte geliştirilmeli.
Son Söz: Eşit Yurttaşlık İçin Harekete Geçme Zamanı
Yunanistan’daki veriler, Türkiye de dâhil olmak üzere tüm ülkeler için önemli bir uyarı niteliğinde. Otizm bir halk sağlığı meselesidir. Bu, sadece tanı koymakla ya da terapi yazmakla çözülemez. Aşağıdakiler olmadan hiçbir politika kalıcı değildir:
- Erken tanı ve erken destek
- Toplumsal farkındalık ve stigma karşıtı çalışmalar
- Sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlerin koordinasyonu
- Politika yapıcıların kapsayıcı yaklaşımı
Çocuklar sadece tanılarla değil, destekle büyür.
Her çocuk için değil, her çocuğun ihtiyacı için çalışmalıyız.
Kaynak: Jelastopulu E. ve ark., 2023, Journal of Clinical Medicine
https://www.mdpi.com/2077-0383/9/7/2163