OtizmTV olarak, otizmin ruhunu tıbbi bir “bozukluk” odağından çıkarıp, bir insan hakları ve özgürleşme odağına taşıyacak olan kurucu metni manifesto olarak benimsemenin önemli olduğunu düşünüyorum. B
Yıllardır bize bir hikaye anlatıldı: Çocuğunuzun “bozuk” olduğu, “tamir edilmesi” gerektiği ve “normale” ne kadar yakın olursa o kadar başarılı sayılacağı anlatıldı. Biz bu hikayeyi reddediyoruz.
Otizm TV olarak, tıbbi modelin soğuk koridorlarından çıkıyor; hak temelli, kapsayıcı ve nöroçeşitlilik odaklı yeni bir yol açıyoruz. İşte yeni dönemdeki sarsılmaz ilkelerimiz:
1. Otizm Bir Hastalık Değil, Bir Varlıktır
Otizm, tedavi edilmesi gereken bir patoloji değil; insan zihninin doğal, biyolojik ve toplumsal bir çeşitliliğidir. Biz, çocuklarımızı “normale” uydurmaya çalışmak için değil, onların kendi özgün benlikleriyle dünyada var olabilmeleri için buradayız.
2. Engel Bireyde Değil, Sistemdedir
Çocuğumuzun yaşadığı zorlukların kaynağı onun nörolojisi değil; bu nörolojiye göre tasarlanmamış şehirler, okullar ve iş yerleridir. Sorun bizde değil; tek tip insanı kutsayan, üretemeyeni dışlayan kapitalist sistemdedir. Biz “eksik çocuk” kavramını değil, “erişilemez toplum” gerçeğini tartışıyoruz.
3. Maskeleme Emek Sömürüsüdür
Çocuklarımızın “otistik görünmemek” için harcadığı her enerji, onların ruhsal dünyasından çalınan bir emektir. Toplumun konforu için çocuklarımızın kendi doğasından vazgeçmesini talep eden performans toplumu anlayışına karşı; “olduğun gibi var olma hakkını” savunuyoruz.
4. Lütuf Değil, Hak Temellilik
Biz kimseden “hoşgörü” veya “hayırseverlik” beklemiyoruz. Eğitim, sağlık ve onurlu bir yaşam bizim anayasal ve insani hakkımızdır. Devletten ve toplumdan taleplerimiz bir imtiyaz değil, sosyal adaletin gereğidir.
5. “Bizim Hakkımızda Bizsiz Asla!”
Otizm hakkında sadece nörotipik uzmanların konuştuğu dönemi kapatıyoruz. Otistik bireylerin kendi deneyimlerini, kendi dilleriyle anlattığı; ebeveynlerin ise “bakım veren” değil “hak savunucusu” olarak konumlandığı bir dayanışma ağını örüyoruz.
6. Psikodiyalektik Direniş
Ruhsal sağlığımızı, bizi kuşatan toplumsal koşullardan bağımsız görmüyoruz. Ailelerin yaşadığı tükenmişlik bireysel bir yetersizlik değil, dayanışmadan yoksun bırakılmış bir sistemin sonucudur. Kolektif olarak iyileşecek, kolektif olarak direneceğiz.
Biz kimiz?
Bizler; çocuklarını sınıfsal ve sosyal engellere teslim etmeyen, nöroçeşitliliği insanlığın zenginliği olarak gören, anti-kapitalist bir bilinçle hak aramaktan çekinmeyen bir bakış açısını bilen bir özneyiz.
Buradayız. Farklıyız. Buradaki varlığımızla dünyayı değiştirmeye kararlıyız.



