Dünyayı sırtında taşıyanlar bir gün greve gitmeye karar verirlerse, dünya neye benzer?.. Promete ateşi, Edison ampulü, Ford otomobili bulmasaydı ne olurdu? Objektivizm felsefesinin yaratıcısı Ayn Rand tarihte greve gitmeyen tek bir insan türü vardır diyor: Yaratıcı ve üretici insan… Yani ‘Ben’…
Rand, yaratıcı bireye saldıran kalabalıkların ellerindeki silahı iyilik, fedakarlık, hayırseverlik kurşunlarıyla doldurduğunu, yaratılan değerleri üleşmek, bölüşmek, paylaşmak istediklerini söylüyor. “Tüm bunlara rağmen, ‘yaratıcı ve üretici ‘Ben’ler dünyayı ayakta tutup yaşanır hale getirmiştir. Hiçbir zaman insanlığı yalnız bırakmamışlardır” diye konuşuyor. Aristo’dan sonraki en önemli ‘rasyonel filozof’ olan Rand’ın felsefesi ‘objektivizm’son 50 yılın en önemli düşünce sistemlerinden biri olarak milyonları etkiliyor.
20 yy’ın en önemli filozoflarından Ayn Rand objektivizm felsefesini anlattığı en önemli eseri Atlas Shrugged’ta (Atlas Silkindi) şu soruyu sorar: “Dünyayı sırtında taşıyanlar bir gün greve gitmeye karar verirlerse, dünya neye benzer? Böylesi bir grevde dünya üzerindeki tüm yağmacı, çapulcu, avantacı, otlakçı, parazit ve anaforcular ne yapar? Akıl ve her meslekte üretici zekaya sahip insanların, işi bırakarak ortadan kaybolması ile dünya neye benzer?”
Romanda dünyayı sırtında taşıyanlar, yani yaratıcı ve üreticiler olanlar teker teker kaybolmaya başlar ve bir dağ eteğine gizlenerek kendi dünyalarını kurarlar. Bu dünya yenilikçi, üretici, yaratıcı insanların özgürce yaşadığı, birbirlerini sömürmeye, engellemeye çalışmadığı, bürokratik engellerin olmadığı, emeğe ve üretime gerçek değerinin verildiği bir yerdir. Arkalarında aileleriyle birlikte, fabrikalar, çalışanlar ve birikimlerini bırakan insanlar yaptıklarından en ufak bir pişmanlık duymamaktadırlar. Fabrikalarda üretim, demiryollarında ulaşım durma noktasına gelir. Bu grev ortama tam bir kaosun hâkim olmasına yol açar.
Grevin liderliğini mühendisken icat ettiği motor kimse tarafından anlaşılmayan ve 15 yıl boyunca kapatılan bir motor fabrikasında şans eseri bulunan John Galt yapmıştır. Galt, romanda zaman zaman yaratıcı ve üretici kişilerin yardımına koşar ama hiç kimse onun varlığından tam olarak emin olamaz. Ta ki Galt onları ‘zamanı geldiğinde’ alıp, ‘yaratıcı ve üretici insanların’ dünyasına götürene kadar…
Rand, hayatı boyunca sanayiciyi tüm toplumlardaki en değerli organ olarak görür ve sanayicilere karşı duyulan genel kızgınlığı son derece sert bir biçimde eleştirir. Atlas Silkindi romanında toplumun ‘sömürücü’ olarak gördüğü, aşağıladığı ve suçladığı bu idealist, yaratıcı insanların kaçmasıyla Amerikan toplumu ve ekonomisi genel anlamda çöküşe girer. Hükümet sanayi üzerindeki zaten boğucu olan kontrollerini artırarak tepki gösterir.
Bireysel akıl her çağda saldırıya uğradı
Rand, tarihte greve gitmeyen tek bir insan türü olduğunu söyler: Yaratıcı ve üretici insan… Yani “Ben”… Diğer tür ve sınıftaki insanların canları istediği zaman çalışmayı bıraktığını, isteklerini haykırdığını, kendilerinin insanlık için vazgeçilmez olduklarını düşündüklerini belirtir. Promete ateşi hediye ettiği insanlar tarafından yakılmıştır. Edison ampulü bulurken, karısı tarafından, toplum ve ailesi ile ilgilenmeyen bir anti-sosyal olarak suçlanmıştır. Bireysel akıl, kalabalıkların onaylamadığı bir büyük güç her çağda saldırıya uğramıştır.
Rand, yaratıcı bireye saldıran kalabalıkların ellerindeki silahın iyilik, fedakarlık, hayırseverlik kurşunlarıyla doldurulduğunu söyler. Kalabalıklar daima yaratılan değerleri üleşmek, bölüşmek, paylaşmak istemişlerdir. Tüm bunlara rağmen, ‘yaratıcı ve üretici ‘Ben’ler dünyayı ayakta tutup yaşanır hale getirmiştir. Bunun bedelini aforoz edilerek, işkence görerek ödeseler de hiçbir zaman insanlığı yalnız bırakmamışlardır.
Ayn Rand, 20 yy’ın önde gelen filozofları arasında gösteriliyor. Aristo’dan sonra gelmiş en önemli ‘rasyonel filozof’ olarak tanımlanıyor. Felsefesi olan ‘objektivizm’i anlattığı Atlas Silkindi romanı ABD’de İncil’den sonra en çok okunan roman olarak biliniyor. Objektivizm 1960’larda önemli bir entellektüel hareket haline geliyor. Aslında roman, çıktığı dönemde sağ ve sol entelektüel kesim tarafından şiddetli eleştiriler alıyor. Rand, mistisizme karşı aklı savunduğu için ‘sağ’cılar, her türlü devlet baskısına karşı birey haklarını savunduğu için ‘sol’cular tarafından aforoz ediliyor. Ancak ‘düşünce’nin önüne geçilemiyor ve kitap tüm dünyada milyonlarca satıyor. Rand’ın felsefesi 1980’lerden sonra, birkaç üniversite kürsüsünde de incelenmeye başlanıyor.
6 yaşında okudu, 9 yaşında yazar olmaya karar verdi
Rand’ın yaşam öyküsü felsefesinin temelini oluşturuyor. Asıl adı Alissa Zinovievna Rosenbaum olan Ayn Rand, 2 Şubat 1905’te Rusya’da, St. Petersburg’ta doğar. Yahudi bir ailenin 3 kızından en büyüğüdür. 6 yaşında okumayı öğrenir, 7 yaşında hikayeler ve oyunlar yazmaya başlar, 9 yaşında yazar olmaya karar verir. Edebiyat ve sinemaya ilgi duyar. Bolşevik Devrimi nedeniyle ailesiyle birlikte savaştan kaçarak, Kırım’a yerleşir. 13 yaşında Victor Hugo’dan (ve romanlarındaki “gerçekçilikten) etkilenir.
Kırım’dan döndükten sonra Petrograt Üniversitesi’nde felsefe ve tarih eğitimi alır. Anti-Sovyet fikirler içeren bir günlük tutar. 1924’te mezun olurken, hakkında soruşturma başlatılır, üniversite dağıtılır ve komünistler üniversite yönetimini devralır.
Batı filmlerine ve oyunlarına olan hayranlığı nedeniyle, 1924’te oyun yazarı olarak Sinema Sanatları Enstitüsü’ne girer. 1925’te akrabalarını ziyaret etmek için ABD’ye gider ve bir daha da dönmez. 1926’da New York’a, ardından senaryo yazarlığı yapmak için Hollywood’a gider. 1929’da aktör Frank O’Connor’la tanışır. O’Conner’ın ölümü ile sona eren evlilikleri 50 yıl sürer.
‘Yaşamak İstiyorum’ ve ‘Hayatın Kaynağı’
İlk romanı ‘We The Living’i (Yaşamak İstiyorum) 1933’te tamamlar. Romanında, Sovyet Rusya’da komünist rejimin baskılarını ve insanların sıkıntılı yıllarını anlatır. Otobiyografik yönü ağır basan romanda baskıcı komünist rejimin bireylerin hak ve hürriyetlerine müdahalesini ortaya koyar. Yoğun bir sosyal hayat görüntüsü altında bireyin özel hayatının yok oluşu gözler önüne serer.
1935’te ‘The Fountainhead’ (Hayatın Kaynağı) adlı romanını yazmaya başlar. Hikaye genç ve zeki bir mimarın hayatını anlatır. Mimar, geleneksel standartlara karşı olan, hiçbir zaman doğruluktan taviz vermeyen biridir. Şu ana kadar 6 milyondan fazla satılan bu roman her yıl 100 binden fazla okuyucuya ulaşıyor.
Rand, Hayatın Kaynağı’nda, ‘yaratıcı’ insanları ve hayatta nasıl engellendiklerini anlatır. “Sonu ne olursa olsun insanoğlu yaşamının şafağında doğası ve hayat potansiyeliyle ilgili mükemmel vizyonunun peşine düşer. Bu vizyonu bulmak için bir kaç ipucu vardır. Hayatın Kaynağı bunlardan biridir” der. Hayatın Kaynağı 12 yayıncı tarafından reddedildikten sonra 1943’te yayınlanır ve hemen klasik haline gelir. Ayn Rand bu romanla birlikte bireyci felsefenin en önemli ismi olarak tanınır.
1943’te ‘Anthem’ (Ben) hikâyesini yazar. ‘Ben’; bir nükleer savaştan sonra ortaya çıkan totaliter sistemde yaşayan bir kimsenin, sözlüklerden ve toplumsal hayattan silinen, yeri ‘biz’ kelimesi tarafından doldurulan ‘ben’ kelimesini ve kendini keşfedişinin hikayesidir. Rand bu hikayede ‘gerçek özgürlük’ün ne olduğunu en kısa ve en veciz bir şekilde dile getirir.
Ve John Galt dünyanın motorunu durdurur…
1943’te, en büyük romanı olan Atlas Shrugged’ı (Atlas Silkindi) yazmaya başlar. 1957’de yayımlanan Atlas Silkindi en büyük başarısı ve son roman çalışması olur. Bu roman ABD’de entellektüel açıdan bir dönüm noktasıdır (Yayınlanmasından bugüne kadar best-seller). Rand romanda dünyanın motorunu durduracağını söyleyen ve gerçekten durduran John Galt’ın hikâyesini anlatır.
Kitapta yer alan şu sözleri düşüncesini özetler: “Benim felsefem, özünde, hayattaki ahlaki amacı kendi mutluluğunu olan, varlığının yegâne amacı ve en yüce eseri olarak yaratıcı üretkenliğini gören kahramansı bir varlık, bir insan konseptidir.” Atlas Silkindi’nin ana teması ‘insan aklının toplumdaki rolü’dür.
Bu romanın ardından objektivizm hakkında yazmaya ve ders vermeye başlar. Objektivizmin, insanın gerçekliği algılamak ve eylemlerine yol göstermek için tek aracının mantık olduğunu savunur. Rand, objektivist etiğin özünde insanın kendi iyiliği için yaşadığını, kişisel mutluluğunun en yüksek ahlâkî amacı olduğunu ve ne kendini başkaları için ne de başkalarını kendisi için feda etmesi gerektiğini söyler.
Ayn Rand; felsefesinin çeşitli unsurlarını sistematik olarak bir araya toplayan bir felsefe kitabı yazmaz. Felsefesini, romanlardan, gazete makalelerine, spesifik konulardaki felsefi risalelere, televizyon programlarına, düzenli radyo sohbetlerine, yayınladığı dergilere, konferanslara, broşürlere, okuyucularına yazdığı ücretli düzenli mektuplara kadar akla gelebilecek her ortamda anlatır. 1962’den 1976’ya kadar felsefî denemeler yazmaya devam eder. Makaleleri 9 kitapta toplanır. 6 Mart 1982’de New York’daki apartman dairesinde ölür. Hayattayken yayımlanan her kitabı hâlâ basılıyor. Kitapları her yıl 500 bin adet satılıyor. Şimdiye kadar satılan Rand kitaplarının sayısı toplam 20 milyonu aşıyor.
“KİTAPTAN ALINTI”
“JOHN GALT” KİM?