Görünmez Kızlar: Kadınlarda Otizmin Tanınmayan Yüzü
Otizm spektrum bozukluğu genellikle erkeklerle ilişkilendirilir. Bu sadece toplumsal önyargıların değil, aynı zamanda tanı sistemlerinin cinsiyet temelli önyargılar taşımasının da bir sonucudur. CDC’nin 2012 verilerine göre, her 54 erkek çocuğa karşılık yalnızca 252 kızdan biri otizm tanısı almaktadır. Ancak bu fark, kadınların daha az otistik olmasından çok, otistik kadınların “görünmez” kalmasından kaynaklanıyor olabilir.
Neden Tanı Konulamıyor?
Kadınlarda otizm genellikle geç teşhis edilir. Bunun birkaç temel nedeni var:
- Masking (Maskeleme): Kadınlar, toplumsal olarak “uyumlu” olmaya daha erken yaşlarda teşvik edilir. Sosyal ipuçlarını taklit etme, empatik görünme, hatta zorlandıkları anlarda bile ‘normalmiş gibi davranma’ stratejileri geliştirirler. Bu nedenle sorunlar fark edilmez.
- Toplumsal Kabul Gören İlgi Alanları: Otistik erkek çocukların yoğun ilgileri trenler ya da haritalar gibi ‘tuhaf’ olarak algılanırken, kız çocuklarının hayvan sevgisi ya da kitaplara olan ilgisi daha ‘normal’ görülür ve dikkat çekmez.
- Daha Az “Gürültülü” Belirti Profili: Erkek çocuklar öfke nöbetleri, fiziksel taşkınlık gibi davranışlarla dikkat çekerken, otistik kızlar sıklıkla içe kapanır, sosyal olarak geri durur ve “sessizce acı çeker”.
Yetişkinlikte Görünürlük Krizi
Tanı konmamış otistik kadınlar, yetişkinlikte ciddi zorluklarla karşılaşırlar. Kendilerini tanıyamazlar, kim olduklarına dair bir boşluk hissederler. Maskeledikleri kişilik, onların gerçek benliklerini örter. Bu durum:
- Depresyon
- Kimlik karmaşası
- Travmatik ilişki deneyimleri
- Aşırı uyumlu olmanın getirdiği istismar riski
gibi sonuçlar doğurabilir.
Özellikle ilişkilerde, sosyal sinyalleri okumakta güçlük çeken otistik kadınlar, manipülatif ya da istismarcı partnerlerin hedefi olabilir. Ne hissettiklerini adlandırmakta ya da sınır koymakta zorlanabilirler. Bu, onların hem duygusal hem de fiziksel güvenliğini tehdit eder.
Tanıdaki Cinsiyet Körlüğü
Günümüzde kullanılan tanı kriterleri ağırlıklı olarak erkek çocuklara dayanarak geliştirilmiştir. Oysa kadınların nörolojik tepkileri, davranış biçimleri ve sosyal etkileşimleri çok daha farklı bir profil çizer. Bu nedenle “feminist bir otizm yaklaşımı” gerektiği söyleniyor. Kalp krizi belirtilerinin kadınlarda farklı olması gibi, otizmin de kadınlardaki görünümü farklıdır ve bu fark ancak toplumsal cinsiyet duyarlı yaklaşımlarla yakalanabilir.
Çözüm Önerileri ve Yeni Perspektifler
- Kadına Özgü Tanı Protokolleri Geliştirilmeli: Otizmin kadınlardaki belirtilerini tanımlayan daha kapsayıcı tanı ölçütleri oluşturulmalı.
- Görünmez Kızlara Görünürlük Kazandırılmalı: Sessizce acı çeken, ‘uslu’ sanılan ama aslında içsel olarak zorlanan kız çocuklarının sesi duyulmalı. Eğitimciler, sağlıkçılar ve aileler bu çocuklara dikkatli yaklaşmalı.
- Yetişkin Otistik Kadınlar İçin Destek Sistemleri Kurulmalı: İlişkiler, ebeveynlik, beden farkındalığı, sınır koyma gibi alanlarda doğrudan rehberlik sunan yapıların varlığı kritik.
- Nörotipik Akran Desteği Güçlendirilmeli: Otistik kız çocuklarının, nörotipik yaşıtlarından sosyal sinyalleri öğrenebileceği yapılandırılmış akran çalışmaları geliştirilmeli. Bu, aynı zamanda sosyal kabulü de artıracaktır.
Kapanış Yorumu
Kadınlarda otizm sadece bir “azınlık vaka” meselesi değil, bir halk sağlığı, toplumsal adalet ve feminist psikiyatri meselesidir. Toplumsal cinsiyet rolleri, teşhis süreçlerinde bile nöroçeşitliliği maskelerken, bizler nöroçeşitlilik hareketi içinde daha kapsayıcı, daha duyarlı, daha dikkatli olmalıyız.
“Görünmez kızları görünür kılmak”, sadece onların hayatını değil, toplumun bütününü daha şefkatli, daha farkında ve daha adil hale getirir.
https://www.buzzfeed.com/annanorth/why-women-with-autism-are-invisble